وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
Sûre burada başa dönüyor. Birinci yemin de gökle başlamıştı (ve's-semâi ve't-târık). İkincisi de gökle başlıyor. Ama bu sefer gökten sonra târık değil, yer geliyor.
| Birinci (1-3) | İkinci (11-12) | |
|---|---|---|
| Birinci öğe | Gök | Gök |
| İkinci öğe | Târık — gökte beliren | Yer — göğün karşısındaki |
| Niteleme | en-necmü's-sâkıb (ayrı ayet) | zâti'r-rac' / zâti's-sad' (aynı ayet içinde) |
| Sahne | Gece, tek nokta ışık | Mevsim, yaygın döngü |
| Cevabın konusu | İnsan | Söz |
Birinci yemin bir ana, ikincisi bir döngüye ediliyor. Birincisinde bir şey belirir; ikincisinde bir şey tekrarlanır.
ذَات, "sahip olan" anlamında bir kelimedir; müennes için kullanılır (semâ Arapçada müennestir). Zâti'r-rac' — "dönüş sahibi".
Bu yapının seçilmesi anlamlıdır. "Dönen göğe" denebilirdi (es-semâi'r-râcia). Denmemiş. ذات ile kurulan tamlama, bir sıfattan daha güçlüdür: niteliği geçici bir hâl olarak değil, sahip olunan bir özellik olarak bildirir. Gök dönmüyor; göğün dönüşü var.
Aynı yapı bir sonraki ayette de tekrarlanacak (zâti's-sad'), böylece iki yemin birbirine bağlanmış oluyor.
| Görüş | İzahı | Dayanağı |
|---|---|---|
| Yağmur (çoğunluk) | Arapçada rec' yağmurun adlarından biridir. Gök her yıl yağmuru "geri getirir" | Sözlüklerde kayıtlı bir kullanım; eski Arap şiirinde geçer. Ayrıca bir sonraki ayetle (toprağın yarılması) doğrudan uyar |
| Gök cisimlerinin dönüşü | Yıldız ve gezegenlerin doğup batması, aynı konumlara geri gelmesi | Gözlemsel olarak en görünür döngü |
| Suyun çevrimi | Yerden yükselen buharın yağmur olarak geri dönmesi | Kökün "geri çevirmek" anlamına uyar |
| Meleklerin inip çıkması | Nakledilen bir görüş | Az taraftar bulmuş |
Çoğunluk birinci görüşü tercih eder ve gerekçesi güçlüdür: bir sonraki ayet toprağın yarılmasından söz ediyor. Yağmur ile toprağın yarılması arasındaki ilişki, açıklama gerektirmeyecek kadar açıktır. İkisi tek bir olayın iki yarısıdır.
Bununla birlikte ikinci ve üçüncü görüşler birinciyi dışlamaz. Rec' kelimesi bir kere "geri dönüş" demektir; hangi dönüş kastedilirse edilsin, kelimenin işi aynıdır: giden bir şeyin geri gelmesi.
Sekizinci ayette şu iddia edilmişti: "O, onu geri döndürmeye kadirdir." — إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِ لَقَادِرٌ
Bu, sûrenin mimarî merkezidir. İddia bir kelimeyle kuruluyor; delil aynı kelimeyle veriliyor. Cümle şuna dönüşüyor:
Argümanın yapısı 5-8. ayetlerdekiyle aynıdır — geçmişte olmuş olan, gelecekte olacak olanın delilidir — ama örneği değişmiştir. Orada delil kişiseldi (kendi başlangıcın); burada kozmik ve tekrarlanan (her yılın yağmuru).
Ve ikincisi birincisinden daha güçlüdür, çünkü tekrar eden bir şeydir. Kendi yaratılışını kimse görmedi; yağmuru herkes her yıl görüyor.
Bu bağı klasik müfessirlerin bir kısmı kurar; ben de metindeki kelime tekrarına dayanarak kaydediyorum. Kelimenin iki geçişi metnin kendisinde durduğu için bu, çıkarım düzeyinde bir okuma değil, doğrudan bir gözlemdir.