إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
İnne hâzihî tezkiratün fe-men şâe'ttehaze ilâ Rabbihî sebîlâ "Bu bir hatırlatmadır; dileyen, Rabbine doğru bir yol tutar."
1. مَذْكُورًا (1) — insan anılan bir şey değildi. 2. وَٱذْكُرْ (25) — an. 3. تَذْكِرَة (29) — metnin kendi adı.
Metin kendisini "hatırlatma" diye adlandırıyor — bilgi, kitap, hüküm ya da haber değil. Ve tezkire kalıbı (tef'ile), bir işi yapan aleti ya da o işin kendisini bildirir: hatırlatan şey.
Bu cümle kalıbı bu tefsirde daha önce iki kez karşımıza çıktı ve üçünü yan yana koymak, metnin ne yaptığını gösteriyor:
| Sûre | Cümle | Dileyen ne yapıyor |
|---|---|---|
| Abese 80/11-12 | innehâ tezkira · fe-men şâe ذَكَرَهُ | Hatırlar — zihinsel |
| Tekvîr 81/27-28 | in hüve illâ zikrun li'l-âlemîn · li-men şâe minküm en يَسْتَقِيمَ | Doğrulur — duruş |
| İnsân 76/29 | inne hâzihî tezkira · fe-men şâe ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ سَبِيلًا | Yol tutar — hareket |
Ve üçü farklı fiillerle tamamlıyor. Abese'de hatırlamak (zihin), Tekvîr'de doğrulmak (duruş), İnsân'da yola çıkmak (hareket).
Tekvîr bölümünde yestakîm için şu kaydedilmişti: kalıp (istif'âl) talep bildirir, yani "doğru oldu" değil "doğru olmayı istedi, aradı". İnsân'ın fiili de benzer bir çaba taşıyor: ٱتَّخَذَ (VIII. bab) — edindi, kendine aldı, tuttu. Verilen bir şeyi almak değil; bir şeyi kendine mal etmek.
| 76/3 | 76/29 | |
|---|---|---|
| Kelime | ٱلسَّبِيلَ — belirli | سَبِيلًا — belirsiz |
| Harf-i cerr | Yok | إِلَىٰ رَبِّهِ |
| Fiil | hedeynâhü — biz gösterdik | ittehaze — o tuttu |
Yol gösterildi (3); yol tutuluyor (29). Sûre kendi çatalını kapatıyor: üçüncü ayette iki ihtimal açılmıştı, yirmi dokuzuncu ayette biri seçiliyor.
Ve إِلَىٰ رَبِّهِ ifadesi, İnşikâk 84/6'da işlenen ilâ Rabbike ile aynı yapıdadır. Orada kaydedilen tespit şuydu: ilâ harfi bir hedefe varana kadar gitmeyi bildirir, ve İnşikâk'ta bu bir tespitti — insan zaten o yöne gidiyordu. Burada ise bir seçim: yolu tutmak dileyene bırakılmış.