إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ
İnne'llezîne'ttehazü'l-ıcle seyenâlühüm ğadabün min rabbihim ve zilletün fi'l-hayâti'd-dünyâ, ve kezâlike neczi'l-müfterîn · Ve'llezîne amilü's-seyyiâti sümme tâbû min ba'dihâ ve âmenû inne rabbeke min ba'dihâ le-ğafûrun rahîm · Ve lemmâ sekete an Mûsa'l-ğadabü ehaze'l-elvâh, ve fî nüshatihâ hüden ve rahmetün lillezîne hüm li-rabbihim yerhebûn
"Buzağıyı edinenlere, Rablerinden bir öfke ve dünya hayatında bir aşağılanma erişecektir. İftira edenleri işte böyle cezalandırırız. · Kötülükler işleyip sonra ardından tövbe eden ve iman edenlere gelince: Rabbin, bundan sonra elbette çok bağışlayan ve merhamet edendir. · Mûsâ'nın öfkesi dinince levhaları aldı. Onların yazısında, Rablerinden çekinenler için bir yol gösterme ve rahmet vardı."
Dizim nüktesi kaydedilmelidir ve bu, sûrenin en dikkat çekici sıralamalarından biridir: yüz elli ikinci ayet bir ceza bildiriyor, yüz elli üçüncü ayet hemen ardından bir kapı açıyor.
| Ayet | Ne bildiriliyor |
|---|---|
| 152 | Seyenâlühüm ğadabün … ve zilletün — ceza |
| 153 | Sümme tâbû … ve âmenû … le-ğafûrun rahîm — dönüş imkânı |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir; dayanağı iki ayetin sırasıdır: sûre, cezayı bildirdikten sonra kapıyı kapatmıyor. Ve aynı yapı sûrenin ikinci bloğunda da vardı: Âdem yasağı çiğnedi (22), ardından itiraf etti (23) ve dua kabul gördü.
| Kurulabilirdi | Kurulan |
|---|---|
| Ve lemmâ sekene ğadabü Mûsâ — öfkesi dindiğinde | Ve lemmâ sekete an Mûsa'l-ğadab — "öfke Mûsâ'dan sustu" |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir; dayanağı fiil seçimi ve edattır: cümle, öfkeyi kişiye ait bir hâl olarak değil, gelip giden bir şey olarak resmediyor. Ve dilciler bu kuruluşu istiâre (ödünç alınmış anlatım) olarak açıklar; bu izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum.
نُسْخَة — kök ن-س-خ: bir şeyin yerine başka bir şey koymak; ve bir metni bir yerden başka bir yere aktarmak (istinsah). Kelime burada "yazılı olan" anlamındadır.
Ve ayetin son cümlesi kaydedilmelidir: yol gösterme ve rahmet, lillezîne hüm li-rabbihim yerhebûn — "Rablerinden çekinenler için".
ر-ه-ب kökü yüz on altıncı ayette geçmişti: ve'sterhebûhüm — sihirbazlar insanlara korku salmıştı. Aynı kök, iki ayrı korku. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.