قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ
Kökün anlamı: daha önce örneği olmayan bir şeyi ilk kez ortaya koymak. Bedî', ibdâ', bid'at aynı kökten. Kök Hadîd'de geçti.
Cümlenin işi: gelen şeyin yeni bir şey olmadığını, bir silsilenin devamı olduğunu söylemek. Dördüncü ayette istenen "önceki kitap" talebinin karşılığı buradadır: iddia, önceki kitapların dışında değil, onların çizgisinde konumlanıyor.
Bu cümle, Kur'an'ın peygamberine söylettiği en sınırlayıcı ifadelerden biridir ve dürüstçe işlenmelidir.
Söylenen şey açıktır: dünyada başına ne geleceğini bilmediği. Klasik tefsirlerde bu ifadenin kapsamı tartışılmıştır:
| Okuma | Kapsam |
|---|---|
| 1 | Dünyadaki akıbet — başına ne geleceği, nasıl bir hayat süreceği |
| 2 | Ayrıntı bilgisi — genel olarak bildirilenin dışındaki tikel bilgiler |
Tercih dayatmıyorum. Kaydedilecek olan şudur: cümle bir sınır bildiriyor ve bu sınır, üçüncü ayette kurulan çerçeveyle uyumlu — sürenin adı konmuştur, ama adı koyan insan değildir.
إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ — ve hemen ardından kaynağın nerede olduğu söyleniyor: bilgi kendinden değil.