وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ
"İsrâiloğullarından bir şahit, bunun benzeri üzerine şahitlik etti de iman etti; siz ise büyüklük tasladınız."
Ayet, dördüncü ayetteki "önceki kitap" talebine ikinci cevabı veriyor: o kitabı bilen birinin tanıklığı.
Şahidin kim olduğu ayette söylenmiyor. Klasik tefsirlerde çeşitli isimler nakledilir; bunları kesin bilgi olarak aktarmıyorum. Ayetin kendisi ismi vermediği için, hükmün isme değil tavra bağlandığını kaydediyorum: fe-âmene ve'stekbertüm — biri iman etti, ötekiler büyüklendi.
ٱسْتَكْبَرْتُمْ — X. bâb: kendini büyük görmek, büyüklük iddiasında bulunmak. Karşıtı iman değil, teslim olmaktır. Ayet reddin gerekçesini bilgi eksikliğine değil, tavra bağlıyor — sûrenin dördüncü ayetiyle birlikte okunduğunda bu bir tutarlılıktır: delil isteyen tarafa delil geldiğinde ortaya çıkan şey, delil tartışması değil.