Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şûrâ 46. ayet

Kur'an · 42. sûre: Şûrâ · 46. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

42/46

وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ

Ve mâ kâne lehum min evliyâe yensurûnehum min dûni'llâh; ve men yudlili'llâhu fe-mâ lehû min sebîl

"Onlara, Allah'tan başka yardım edecek dostlar da olmadı. Allah kimi saptırırsa, onun için bir yol yoktur."

İki kökün buluşması

Ayet, sûrenin iki anahtar kökünü aynı cümlede topluyor: و-ل-ي ve ن-ص-ر.

Ve bu ikili sûrede daha önce iki kez, isim olarak geçmişti (8 ve 31: min veliyyin ve lâ nasîr). Burada biri isim, öteki fiil olarak geliyor: evliyâe yensurûnehum.

AyetBiçim
8, 31Veliyy + nasîriki isim
46Evliyâ + yensurûneisim + fiil

Yani üçüncü geçişte velîlik bir fiille tarif ediliyor: velî, yardım edendir. Bu, dokuzuncu ayette velî için verilen delille (ölüleri diriltmek) uyumludur.

مِن سَبِيلٍ — kelimenin son geçişi

Kırk birinci ayette mâ aleyhim min sebîl (aleyhlerine yol yok) denmişti; burada fe-mâ lehû min sebîl (kendisi için yol yok) deniyor.

AyetTerkipHarfAnlam
41aleyhim min sebîlalâ — aleyhineKınama yok
46fe-mâ lehû min sebîlli — lehineÇıkış yok

Aynı terkip, tek harf farkıyla iki zıt anlam. Bu, doğrulanabilir bir dil olgusudur ve Arapçada alâ ile li arasındaki temel ayrımın (aleyhte / lehte) örneğidir.


Şûrâ sûresinin tamamı