حرمت عليكم أمهاتكم وبناتكم وأخواتكم وعماتكم وخالاتكم وبنات الأخ وبنات الأخت وأمهاتكم اللاتي أرضعنكم وأخواتكم من الرضاعة وأمهات نسائكم وربائبكم اللاتي في حجوركم … وأن تجمعوا بين الأختين إلا ما قد سلف
Hurrimet aleyküm ümmehâtüküm ve benâtüküm ve ehavâtüküm ve ammâtüküm ve hâlâtüküm ve benâtü'l-ehi ve benâtü'l-uhti ve ümmehâtükümü'llâtî erda'neküm ve ehavâtüküm mine'r-radâati ve ümmehâtü nisâiküm ve rabâibükümü'llâtî fî hucûriküm min nisâikümü'llâtî dehaltüm bihinne, fe-in lem tekûnû dehaltüm bihinne fe-lâ cünâha aleyküm, ve halâilü ebnâikümü'llezîne min aslâbiküm ve en tecmeû beyne'l-uhteyni illâ mâ kad selef, innallâhe kâne ğafûran rahîmâ
"Size şunlar haram kılındı: analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren analarınız, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anaları, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz eşlerinizden olup evinizde bulunan üvey kızlarınız — onlarla gerdeğe girmemişseniz bir sakınca yoktur — kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada nikâhlamanız. Geçmişte kalan müstesna. Allah bağışlayandır, merhametlidir."
Bu ayet, klasik fıkhın nikâh bahsinin temel metnidir ve her kalemi üzerinde ayrıntılı hükümler geliştirilmiştir.
Bu bölümde yapılan şudur: ayetin listesi düzenlenir, terimler çözülür, listenin mantığı gösterilir. Süt akrabalığının kapsamı, üvey kızın durumu, "evinizde bulunan" kaydının şart olup olmadığı gibi meselelerde mezhepler arasında farklar vardır; bu bölümde o farklara girilmiyor, tercih yapılmıyor ve fıkhî hüküm verilmiyor.
| Küme | Kalemler | Bağın türü |
|---|---|---|
| 1. Nesep | Analar, kızlar, kız kardeşler, halalar, teyzeler, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları | Kan bağı |
| 2. Süt | Emziren analar, süt kız kardeşler | Süt bağı |
| 3. Sıhriyet | Eşlerin anaları, üvey kızlar, oğulların eşleri | Evlilikle kurulan bağ |
| 4. Birleştirme yasağı | İki kız kardeşi bir arada nikâhlamak | Bağların çakışması |
Ve düzenin kendisi kaydedilmelidir: liste kan bağıyla başlıyor, süt bağıyla devam ediyor, evlilikle kurulan bağla bitiyor. Yani en doğal olandan en kurulmuş olana doğru gidiyor.
ر-ض-ع kökü: emmek. Ve ayetin bu kalemi kaydedilmeye değer: bir bağ, kan bağı olmadığı hâlde kan bağı gibi sonuç doğuruyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, bağın kaynağını yalnız nesebe bağlamıyor. Bir çocuğun bir kadının sütüyle büyümesi, hukukî bir bağ kuruyor.
Süt akrabalığının kapsamı, kaç emzirmeyle sabit olacağı ve hangi yaşa kadar geçerli olduğu konusunda klasik fıkıhta geniş ihtilaf vardır. Bu bölümde o ihtilafa girilmiyor ve hüküm verilmiyor.
ر-ب-ب kökü — birinci ayetteki rabb ile aynı kök. Rabîbe: kişinin terbiyesi altında büyüyen kız. Kelimenin kendisi, bakım ilişkisini içeriyor.
حِجْر — kök ح-ج-ر: kucak; ve engel, sınır (hicr — yasak bölge; hacr — hukukî kısıtlama). Kelimenin iki anlamı — kucak ve sınır — aynı köktedir.
Bu kaydın şart mı yoksa vâkıanın tasviri mi olduğu klasik fıkhın tartışmalı meselelerindendir. Tercih dayatmıyorum ve hüküm vermiyorum.
Ama kelimenin seçimi bir gözlem doğuruyor ve kendi okumam olarak kaydediyorum: hucûr kelimesi hem "kucak" hem "sınır" anlamını taşır. Kelime, koruma ile yasak arasındaki bağı kendi içinde tutuyor.
Bu kayıt, Ahzâb 33/4-5 ve 33/37'de işlenen meseleyle doğrudan bağlantılıdır: evlatlık edinilenin öz evlat sayılmaması.
Ahzâb bahsinde kaydedilen ilke şuydu: "bir çocuğa 'oğlum' demek onu öz oğul yapmaz." Nisâ'daki bu kayıt, aynı ilkenin bir nikâh hükmündeki karşılığıdır. Oraya dayanıyorum.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı listenin kendisidir: sayılan bağların hepsi, kişinin seçmediği ya da hâlihazırda kurulmuş bağlardır. Anne, kız, kız kardeş, hala, teyze — seçilmez. Süt bağı — çocukluğunda kurulur. Kayınvalide, üvey kız, gelin — daha önce kurulmuş bir evlilikten doğar.
Yani liste, mevcut bağların üzerine yeni bir bağ kurulmasını engelliyor. Ve iki kız kardeşin bir arada nikâhlanması yasağı bunun en açık örneğidir: iki kardeş arasında zaten bir bağ vardır ve nikâh o bağı bir rekabete çevirebilir.
Ve fasıla değişiyor: yirmi ikinci ayet sâe sebîlâ (kötü bir yol) ile bitmişti; yirmi üçüncü ayet ğafûran rahîmâ ile bitiyor.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: aynı istisna iki kez geçiyor, ama biri kınamayla, öteki bağışlamayla kapanıyor. Yeni hükmün geriye yürümemesi, iki farklı isimle söyleniyor.