ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ
"Sonra kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi kendine zulmeder, kimi orta yolu tutar, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçer."
| Grup | Kelime | Kök |
|---|---|---|
| 1 | Zâlimün li-nefsih | ظ-ل-م — kendine zulmeden |
| 2 | Muktesıd | ق-ص-د — orta yolu tutan |
| 3 | Sâbikun bi'l-hayrât | س-ب-ق — hayırlarda öne geçen |
Vâkıa 56/7-11'de insanların üçe ayrılması ayrıntılı işlendi (ashâbü'l-meymene, ashâbü'l-meş'eme, es-sâbikūn) ve orada grupların adlarının sûre boyunca nasıl değiştiği tablolanmıştı.
| Vâkıa 56/7-11 | Fâtır 35/32 | |
|---|---|---|
| Kim tasnif ediliyor | Bütün insanlar | Kitabı miras alanlar |
| Üçüncü grubun adı | Es-sâbikūn | Sâbikun bi'l-hayrât — aynı kök |
| Kötü taraf | Ashâbü'ş-şimâl — ayrı bir yer | Zâlimün li-nefsih — aynı grubun içinde |
En dikkat çekici fark budur ve kendi okumam olarak kaydediyorum: Fâtır'da kendine zulmeden kişi de "seçilmişler" (ıstafeynâ) kapsamının içinde sayılıyor. Üç grup da aynı mirası almış durumdadır.
Ve sâbik kökü (س-ب-ق) Bakara 2/148 ve Vâkıa 56/10, 56/60'ta işlendi; oraya dayanıyorum. Burada kökün nesnesi belirtilmiş: bi'l-hayrât — hayırlarda.
بِإِذْنِ ٱللَّه kaydı yalnız üçüncü grup için geliyor. Dilciler bunun sebebi üzerinde durur; tercih dayatmıyorum.