وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ · وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَٱلْإِيمَٰنَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْبَعْثِ فَهَٰذَا يَوْمُ ٱلْبَعْثِ وَلَٰكِنَّكُمْ كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ · فَيَوْمَئِذٍ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
Ve yevme tekūmü's-sâatü yuksimü'l-mücrimûne mâ lebisû ğayra sâah, kezâlike kânû yü'fekûn · Ve kāle'llezîne ûtü'l-ilme ve'l-îmâne lekad lebistüm fî kitâbillâhi ilâ yevmi'l-ba's, fe-hâzâ yevmü'l-ba'si ve lâkinneküm küntüm lâ ta'lemûn · Fe-yevmeizin lâ yenfeu'llezîne zalemû ma'ziretühüm ve lâ hüm yüsta'tebûn
"Saatin kopacağı gün suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle çevriliyorlardı. Kendilerine ilim ve iman verilenler ise derler ki: 'Andolsun, Allah'ın kitabında yazılı olduğu üzere diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, diriliş günüdür — ama siz bilmiyordunuz.' O gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermez; kendilerinden hoşnutluk kazanmaları da istenmez."
| Geçiş | Kelime | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Yevme tekūmü's-sâah | Kıyamet — belirli (el-) |
| 2 | Mâ lebisû ğayra sâah | Bir saat — belirsiz, süre ölçüsü |
Bu, ayet içinde doğrulanabilir bir kelime oyunudur (cinâs) ve dizim kaydedilmelidir: kıyametin adı ile onların iddia ettiği sürenin adı aynıdır.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu ortaklıktır: karşı taraf, ölçemedikleri bir süreyi ölçmeye kalkıyor ve verdikleri birim, karşılarına çıkan olayın adıyla aynı. Cümle, ölçünün elde olmadığını kelimenin kendisiyle söylüyor.
كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ — أ-ف-ك kökü: bir şeyi yönünden çevirmek, ters yüz etmek. İfk — gerçeği tersine çevirmek, iftira. Kelime Zâriyât 51/9'da (yü'fekü anhü men üfik) işlendi. Tekrarlamıyorum.
Fiil meçhul: yü'fekûn — "çevriliyorlardı". Çeviren söylenmiyor. Ve zaman kalıbı kaydedilmelidir: kânû yü'fekûn — süreklilik bildiren geçmiş. Yani cümle o günkü yanlış tahmini, dünyadaki sürekli bir hâle bağlıyor.
Ve fiil meçhul: ûtû — "kendilerine verilenler". Yani ilim de iman da kazanılmış olarak değil, verilmiş olarak anılıyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve sûrenin yedinci ayetiyle karşı karşıya koyuyorum: orada ya'lemûne zâhiran denmişti — bilgi vardı, dışta kalmıştı. Burada ûtü'l-ilm — bilginin kendisi bir veriliş olarak anılıyor. Ve cümlenin sonu aynı kökle bitiyor: ve lâkinneküm küntüm lâ ta'lemûn.
| Ayet | İfade | Kim |
|---|---|---|
| 6 | Ve lâkinne eksera'n-nâsi lâ ya'lemûn | İnsanların çoğu |
| 7 | Ya'lemûne zâhiran mine'l-hayâti'd-dünyâ | Aynı kişiler — yüzeysel bilgi |
| 30 | Ve lâkinne eksera'n-nâsi lâ ya'lemûn | Fıtrat bahsinde |
| 56 | Ve lâkinneküm küntüm lâ ta'lemûn | O gün, yüzlerine karşı |
| 59 | Kezâlike yatbaullâhu alâ kulûbi'llezîne lâ ya'lemûn | Mühür bahsinde |
Aynı ifade sûrede beş kez, ve sonuncusu muhataba dönük geliyor: lâkinneküm — üçüncü şahıstan ikinci şahsa. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre boyunca "bilmiyorlar" denen şey, elli altıncı ayette onlara söyleniyor. Hüküm aynı, muhatap değişmiş.
وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ — ع-ت-ب kökü Fussilet 41/24'te ayrıntılı çözümlendi. Tekrarlamıyorum. Orada kaydedilen: kızgınlığı gidermek için özür dilemek, karşı tarafı razı etmeye çalışmak; ve kökün somut dalı: ateb, kapı eşiği ve merdiven basamağı — dilciler bağı "araya konan engelin kaldırılması" resmiyle açıklar.
| Yer | Kelime | Kalıp | Kim yapıyor |
|---|---|---|---|
| Fussilet 41/24 | Yesta'tibû | X. bâb, malum | Kendileri isterler |
| Rûm 30/57 | Yüsta'tebûn | X. bâb, meçhul | Kendilerinden istenmez |
Aynı kök, biri istemek biri istenmemek. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı çatı farkıdır: Fussilet'te kapı onların girişimine kapanıyordu; Rûm'da kapı, karşı taraftan hiç açılmıyor: kendilerine bir düzeltme fırsatı sunulmuyor.
Ve Secde 32/29'daki cümle aynı yeri tutuyor: lâ yenfeu'llezîne keferû îmânühüm ve lâ hüm yunzarûn — fayda vermeme + süre verilmeme. Rûm'da ise: fayda vermeme + fırsat verilmeme. İki sûre aynı yapıyı iki ayrı ikinci öğeyle kuruyor.