وَمَا كُنتَ تَتْلُوا۟ مِن قَبْلِهِۦ مِن كِتَٰبٍ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَ إِذًا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونَ
"Sen bundan önce ne bir kitap okuyordun ne de onu sağ elinle yazıyordun. Öyle olsaydı, bâtıl peşinde olanlar elbette şüpheye düşerlerdi."
تَخُطُّهُ بِيَمِينِك — hatt: çizmek, yazmak. Ve bi-yemînik (sağ elinle) kaydı, yazma fiilinin somut resmini veriyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, iddiayı soyut bir bilgi tartışmasına bırakmıyor — muhatabın gözünün önünde geçmiş bir hayatı delil yapıyor. Nitekim delilin geçerliliği, o hayatı bilenlerin varlığına dayanıyor.
Cümlenin şart yapısı kaydedilmelidir: izen — "öyle olsaydı". Yani ayet, karşı tarafın eline geçebilecek bir gerekçenin bulunmadığını söylüyor.