Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ankebût 48. ayet

Kur'an · 29. sûre: Ankebût · 48. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

29/48

وَمَا كُنتَ تَتْلُوا۟ مِن قَبْلِهِۦ مِن كِتَٰبٍ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَ إِذًا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونَ

"Sen bundan önce ne bir kitap okuyordun ne de onu sağ elinle yazıyordun. Öyle olsaydı, bâtıl peşinde olanlar elbette şüpheye düşerlerdi."

Ayet bir delil kuruyor ve delilin dayanağı bir yokluktur: ne okuma ne yazma.

تَخُطُّهُ بِيَمِينِكhatt: çizmek, yazmak. Ve bi-yemînik (sağ elinle) kaydı, yazma fiilinin somut resmini veriyor.

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, iddiayı soyut bir bilgi tartışmasına bırakmıyor — muhatabın gözünün önünde geçmiş bir hayatı delil yapıyor. Nitekim delilin geçerliliği, o hayatı bilenlerin varlığına dayanıyor.

إِذًا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونirtiyâb (şüpheye düşmek) ve mübtılûn (bâtıl peşinde olanlar).

Cümlenin şart yapısı kaydedilmelidir: izen — "öyle olsaydı". Yani ayet, karşı tarafın eline geçebilecek bir gerekçenin bulunmadığını söylüyor.


Ankebût sûresinin tamamı