Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Furkān 72-76. ayetler

Kur'an · 25. sûre: Furkān · 72-76. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

25/72-76

وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغْوِ مَرُّوا۟ كِرَامًا · وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا۟ عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا · وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

"Yalana şahitlik etmezler; boş sözün yanından geçtiklerinde onurlu bir şekilde geçip giderler. Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara sağır ve kör olarak kapanmazlar. Ve derler ki: 'Rabbimiz! Eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla ve bizi korunanlara önder kıl.'"

مَرُّوا۟ كِرَامًا

ل-غ-و kökü Vâkıa 56/25'te çözümlendi ve Fussilet 41/26'da bir taktik olarak, Kasas 28/55'te bir tepki olarak geçti. Dördüncü halka burada.

Ve buradaki fiil kaydedilmeye değer: merrû kirâmâ — "onurlu bir şekilde geçtiler".

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayet ne durmayı ne kavga etmeyi tarif ediyor. Geçmek fiilinin yanına bir sıfat konuyor: kirâm. Yani mesele, boş sözün yanından nasıl geçildiğidir.

لَمْ يَخِرُّوا۟ عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا

Cümlenin kuruluşu dikkat çekicidir ve dilciler üzerinde durur: olumsuzlanan şey kapanmak değil — sağır ve kör olarak kapanmaktır.

Yani ayet, âyetler karşısında secdeye kapanmayı reddetmiyor; summen ve umyânâ kaydını koyuyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: kabul ediliyor, ama kabulün nasıl olduğu şart koşuluyor.

وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

إِمَامKasas 28/5 ve 28/41'de bu kelime işlendi ve orada aynı kelimenin iki zıt yönde kullanıldığı tablolanmıştı (güçsüzlerin önder kılınması / ateşe çağıran önderler). Oraya dayanıyorum.

Buradaki fark kaydedilmelidir: kelime bir dua içinde geçiyor — istenen şey öndelik. Ve kayıt konuyor: li'l-müttekīn — korunanlara önder.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: istenen şey bir konum değil, belirli bir topluluk içinde belirli bir işlev. Kasas'ta öndeliğin tek başına bir değer bildirmediği kaydedilmişti; bu dua, o kaydı kendi içinde taşıyor.

قُرَّةَ أَعْيُنٍ"göz aydınlığı". Dilciler deyimi, gözün bir yerde durup başka yere kaymaması ile açıklar: karra — yerleşmek, sabitlenmek. Yani gözün huzurla bir yerde karar kılması.


Furkān sûresinin tamamı