Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Mü'minûn 112-114. ayetler

Kur'an · 23. sûre: Mü'minûn · 112-114. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

23/112-114

قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ · قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ · قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Kāle kem lebistüm fi'l-ardı adede sinîn · Kālû lebisnâ yevmen ev ba'da yevmin fes'eli'l-âddîn · Kāle in lebistüm illâ kalîlen lev enneküm küntüm ta'lemûn

"Buyurdu ki: 'Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?' Dediler ki: 'Bir gün ya da günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor.' Buyurdu ki: 'Ancak az bir süre kaldınız — keşke bilseydiniz.'"

Kıraat farkı

Yüz on ikinci ve yüz on dördüncü ayetlerin başındaki fiilde iki okuyuş nakledilir:

OkuyuşKalıpKim söylüyor
kāleMâzî — "buyurdu/dedi"Üçüncü şahıs
kulEmir — "de ki"Muhataba emir

İki okuyuş da nakledilir; tercih dayatmıyorum. İkinci okuyuşta soru, Peygamber'e söylettirilmiş olur.

كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

ل-ب-ث kökü: bir yerde kalmak, eğleşmek. Lebs — kalma, gecikme.

Ve dizim kaydedilmelidir: soru kem (kaç) ile soruluyor ve ölçü açıkça veriliyor: adede sinîn"yılların sayısıyla."

Bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı bu kaydın varlığıdır: soru, ölçü birimini kendisi belirliyor. Ve verilen cevap o birimi kullanmıyoryevmen ev ba'da yevm diyor. Yani soru yılla soruluyor, cevap günle veriliyor.

لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ — ve dizindeki öteki ölçüler

Bu ifade Kur'an'da tekrarlanan bir kalıptır ve dizide birkaç yerde işlendi. Karşılaştırma tablosu:

YerİfadeÖlçü
Ahkāf 46/35Ke-ennehüm yevme yeravne mâ yûadûne lem yelbesû illâ sâaten min nehârGündüzün bir saati
Nâziât 79/46Ke-ennehüm yevme yeravnehâ lem yelbesû illâ aşiyyeten ev duhâhâBir akşam ya da bir kuşluk
Rûm 30/55Yuksimü'l-mücrimûne mâ lebisû ğayra sâaBir saatten az
Mü'minûn 23/113Lebisnâ yevmen ev ba'da yevmBir gün ya da bir kısmı

Dört ifade de aynı işi görüyor. Ve Ahkāf 46/35'te bu ölçü işlendi ve orada kaydedilmişti:

Ölçü kaydedilmeye değer: sâaten min nehâr — gündüzün bir parçası. Geceden değil, gündüzden: yani insanın uyanık geçirdiği, farkında olduğu zamandan.

Oraya dayanıyorum. Ve Mü'minûn'daki ifadenin farkı kaydedilmelidir:

Bir. Ölçü daha büyüktür — Ahkāf ve Rûm bir saat, Nâziât bir akşam, Mü'minûn bir gün.

İki. Ve kararsızlık taşıyor: yevmen ev ba'da yevm — "bir gün ya da günün bir kısmı". Kesin bir rakam verilemiyor.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı ev edatıdır: cevap bir ölçü vermekten çok, ölçemediğini söylüyor.

فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّين

ع-د-د kökü: saymak. Adad — sayı; âdd — sayan.

Ve cümlenin kimi kastettiği üzerinde müfessirler ayrılır:

OkumaEl-Âddûn kim
1Melekler — amelleri ve günleri kaydedenler
2Sayıyla uğraşanlar — genel bir ifade
3Belirli biri değil — "kim sayıyorsa ona sor" anlamında bir savuşturma

İhtilafı aktarıyorum; tercih dayatmıyorum.

Ve cevabın biçimi kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı cümlenin bir başkasına havale etmesidir: cevap veren taraf, kendi cevabına güvenmiyor. Fes'eli'l-âddîn — "sayanlara sor." Yani cevap, hem bir tahmin hem bir çekilme.

إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Ve karşılık kaydedilmelidir: verilen cevap düzeltilmiyor — onaylanıyor.

İn lebistüm illâ kalîlâ — "ancak az bir süre kaldınız."

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı cümlenin kuruluşudur: cevap yanlış çıkmıyor. Yanlış olan, o cevabın dünyada verilmemiş olması. Nitekim cümlenin devamı bunu söylüyor: lev enneküm küntüm ta'lemûn — "keşke biliyor olsaydınız."

Ve lev edatının cevabı hazfedilmiştir — dilciler bunu kaydeder ve takdirini "…böyle davranmazdınız" gibi verir. Cümle yarım bırakılıyor.

Bu bir dizim gözlemidir: hazif, cümleyi tamamlamayı okura bırakıyor.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ع-د-د

Mü'minûn sûresinin tamamı