2/89 — Tanıdıkları halde
"Daha önce, inkâr edenlere karşı kendisiyle zafer isterlerken, tanıdıkları şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler."
يَسْتَفْتِحُونَ — kök f-t-h: açmak. Bu kalıp "fetih istemek", yani zafer ve üstünlük talep etmek anlamındadır. Nakledilene göre, beklenen peygamberin gelmesiyle üstün gelecekleri iddiasında bulunuyorlardı.
فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ "tanıdıkları şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler"
Kelime seçimi kesin: "tanıdıkları". Bilme var, tanıma var, kabul yok. Sûrenin altıncı ayetindeki küfür tanımı — bilineni örtmek — burada en açık haliyle görülüyor. Kur'an bunu birkaç ayet sonra daha da keskinleştirir: "Onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar" (Bakara 2/146).
Beklentinin gerçekleşmesi, beklentiyi tatmin etmedi. Çünkü beklenen şey aslında peygamber değil, üstünlüktü; peygamber gelince üstünlük başkasına geçtiğinde beklenti anlamını yitirdi.