2/88 — "Kalplerimiz kılıflı"
غُلْف — kök ğ-l-f: kılıf, kın. Aynı kökten ğılâf (kap, muhafaza) gelir. Kılıçtaki kın gibi: içerik korunur ama kullanılamaz.
Bu, bir itiraf değil bir mazerettir. Söylenen şey şu: "senin sözün bize işlemiyor, çünkü kalbimiz kapalı." Yani sorumluluk kişinin kendisinden alınıp yapısına yükleniyor. Bugünkü karşılığı fazlasıyla tanıdıktır: "ben böyleyim", "bana göre değil", "benim yaratılışım buna uygun değil".
Cevap iki kelimeyle geliyor: "bel" — hayır, öyle değil. Ve sebep tersine çevriliyor: kalp kapalı olduğu için inkâr etmiyorlar; inkâr ettikleri için kalp kapanmış. Sûrenin yedinci ayetinde mühür için kurduğumuz sıra burada bir kez daha doğrulanıyor: kapanma, tercihin sonucudur, sebebi değil.