2/25 — Karşı taraf: müjde
Ceza ayetinin hemen ardından müjde ayeti geliyor. Kur'an'ın genel ritmi budur: tehdit ve müjde tek başına bırakılmaz.
بَشِّرْ — müjdele. Kök b-ş-r, ve bu kökün asıl anlamı deridir: beşere yüzün dış derisi. Müjdeye bu ad, iyi haberin yüz derisinde görünmesi yüzünden verilmiştir — insan iyi haber aldığında yüzü açılır, rengi değişir. Aynı kökten beşer (insan) gelir: derisi görünen, tüyle örtülü olmayan varlık.
جَنَّة — cennet. Kök c-n-n: örtmek, gizlemek. Bu kökün türevleri şaşırtıcı biçimde geniştir ve hepsi "görünmezlik" etrafında döner:
- cenîn — rahimde örtülü olan
- cinn — görünmeyen varlık
- mecnûn — aklı örtülmüş
- micenn — kalkan (arkasına saklanılan)
- cennet — ağaçlarıyla toprağı örten bahçe
Yani cennet kelimesi hem "yeşilliğiyle örten bahçe" hem "gözden gizli olan" anlamını taşıyor. Vaad edilen şey, tanımı gereği şimdi görülemeyendir.
مُتَشَٰبِهًا — "birbirine benzer". Cennet meyveleri için "dünyadakine benzer ama aynı değil" anlamında kullanılan bir kayıt. Bu, bütün âhiret tasvirlerinin okunma biçimini belirler: anlatım, muhatabın bildiği şeyler üzerinden yapılmak zorundadır — çünkü dil, insanın tecrübesinden başka malzeme bulamaz. Tasvirlerin duyusal olması, tasvir edilenin duyusal olmasından değil, anlatının başka yolu olmamasından ileri gelir.