وَأَلْقَوْا۟ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ · ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ
Ve elkav ilallâhi yevmeizini's-seleme ve dalle anhüm mâ kânû yefterûn · Ellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi zidnâhüm azâben fevka'l-azâbi bimâ kânû yüfsidûn
"O gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolur. · İnkâr edip Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculukları yüzünden azap üstüne azap artırırız."
Yirmi sekizinci ayette de aynı ifade geçmişti: fe-elkavü's-selem. Seksen yedincide bir kelime ekleniyor: ilallâh.
| Ayet | İfade | Kime teslim |
|---|---|---|
| 28 | Fe-elkavü's-seleme | Belirtilmemiş — ardından bir savunma geliyor |
| 87 | Ve elkav ilallâhi yevmeizini's-seleme | Allah'a — savunma yok |
Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır. Ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum, dayanağı eklenen kelimedir: yirmi sekizinci ayette teslimin ardından bir inkâr geliyordu (mâ künnâ na'melü min sû'). Seksen yedincide gelmiyor. Yani sahne, aynı fiilin tamamlanmış hâlini gösteriyor.
Bunu bir gözlem olarak veriyorum: artırılan azap, inkârın kendisine değil, başkasına dokunan tarafına bağlanıyor. Saddû an sebîlillâh — "yoldan alıkoymak" — zaten başkasını ilgilendiren bir fiildir. Ve ifsâd kelimesi bunu adlandırıyor.
Aynı ayrım yirmi beşinci ayette de yapılmıştı (ve min evzâri'llezîne yudıllûnehüm): kendi yükü ile saptırmanın yükü ayrı ayrı sayılıyordu. Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.