Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 89. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 89. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/89

وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ

Ve yevme neb'asü fî külli ümmetin şehîden aleyhim min enfüsihim ve ci'nâ bike şehîden alâ hâülâ', ve nezzelnâ aleyke'l-kitâbe tibyânen li-külli şey'in ve hüden ve rahmeten ve büşrâ li'l-müslimîn

"Her ümmet içinde, kendilerinden bir şahidi aleyhlerine çıkaracağımız gün, seni de şunların üzerine şahit getireceğiz. Sana kitabı, her şeyin açıklaması, bir yol gösterici, bir rahmet ve teslim olanlar için bir müjde olarak indirdik."

Seksen dördüncü ayetin tekrarı ve fark

Aynı cümle beş ayet önce geçmişti. İki geçiş karşılaştırılmalıdır:

84. ayet89. ayet
EdatNeb'asü min külli ümmetinNeb'asü külli ümmetin
Kayıt(yok)Aleyhim min enfüsihim
DevamıAzap sahnesiVe ci'nâ bike şehîden
KapanışLâ hüm yüsta'tebûnKitabın nitelikleri

Edat farkı kaydedilmelidir ve dilciler bunun üzerinde durur: min "içinden" bildirir; "içinde" bildirir. İki edat da aynı şeye yakın bir anlam verir, ama ikincisinde şahidin ümmetin içinde bulunması vurgulanır.

Ve seksen dokuzuncu ayet bunu açıkça söylüyor: min enfüsihim — "kendilerinden". Yani şahit, dışarıdan getirilen biri değil.

تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ

Terkip, sûrenin ب-ي-ن dizisinin üçüncü ve son halkasıdır (39, 44, 89). Yukarıda tablolandı.

Ve kelimenin kalıbı kaydedilmelidir: tibyântif'âl vezninde masdar. Dilciler bu veznin mübalağa bildirdiğini kaydeder: tibyân, açıklamanın en tam hâli.

Terkibin kapsamı üzerinde müfessirler ayrılır ve ihtilaf tabloya konmalıdır:

GörüşLi-külli şey' neyi kapsar
1Dinî hükümler ve gerekli bilgiler — bağlam bunu gerektirir
2Hidayete dair her şey — kitabın kendi konusu içinde her şey
3Mutlak kapsam — sınır konmadan

Üç görüş de nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Ama dizim bakımından bir kayıt düşülmelidir ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: tibyân kelimesi cümlede yalnız değil; ardından üç nitelik daha geliyor — hüden, rahmeten, büşrâ. Ve üçü de belirli bir alana bakıyor: yol gösterme, merhamet, müjde. Terkibin kapsamı, yanındaki üç kelimeyle birlikte okunduğunda daralıyor. Bu bir gözlemdir; ihtilafta bir tercih değil.

Ve dört nitelik kaydedilmelidir:

NitelikNeKime
Tibyânen li-külli şey'Açıklama(kayıtsız)
Ve hüdenYol gösterme(kayıtsız)
Ve rahmetenRahmet(kayıtsız)
Ve büşrâMüjdeLi'l-müslimînkayıtlı

Yalnız sonuncusunun muhatabı belirtilmiş. Bir gözlem olarak veriyorum: açıklama, yol gösterme ve rahmet kayıtsız; müjde ise teslim olanlara. Yani ilk üçü herkese açık bırakılmış.

Ve altmış dördüncü ayette aynı sıralamanın kısası vardı: ve hüden ve rahmeten li-kavmin yü'minûn. Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve burada bir nitelik daha ekleniyor.


Nahl sûresinin tamamı