وَٱلْأَنْعَٰمَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَٰفِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
Ve başlangıcın kuruluşu kaydedilmelidir. Cümle halaka'l-en'âme leküm demiyor. Diyor ki: ve'l-en'âme halakahâ — nesne öne alınmış, sonra fiil zamirle tekrarlanmış.
Arapçada buna iştiğâl denir ve dilciler bunun ihtimam (öne çıkarma) bildirdiğini kaydeder. Yani sayımın ilk maddesi, dizim düzeyinde de öne çekilmiş durumda.
Ve ilk maddenin seçimi kaydedilmeye değer: sayım gökten ya da denizden değil, evin kapısının önünden başlıyor.
Dilciler kelimeyi burada özellikle yün, kıl ve deriden yapılan giysi olarak açıklar — yani hayvanın verdiği ısı değil, hayvandan elde edilen ısıtıcı. Ve bu izahın metin içi dayanağı vardır: seksen birinci ayette serâbîle tekīkümü'l-harr (sıcaktan koruyan gömlekler), sekseninci ayette ve min esvâfihâ ve evbârihâ ve eş'ârihâ (yünlerinden, tüylerinden, kıllarından) geçecek.
Yani sûre, beşinci ayette tek kelimeyle söylediğini seksen-seksen birinci ayetlerde açarak tekrarlıyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir örgüdür.
| Sıra | İfade | Ne |
|---|---|---|
| 1 | Dif' | Isınma — hayatta kalma |
| 2 | Menâfi' | Yararlar — belirsiz bırakılmış, çoğul |
| 3 | Ve minhâ te'külûn | Yiyecek |
Ortadaki madde kaydedilmeye değer: menâfi' çoğuldur ve içeriği verilmemiştir. Yani liste, ilk maddesinde bile kendi içinde açık bırakılmış durumda. Bu, sekizinci ayette ve yahlüku mâ lâ ta'lemûn ile açıkça yapılacak olan şeyin küçük bir provasıdır.
Muhammed 47/12'de en'âm kelimesinin bu sûredeki nimet listesine bağlandığı zaten kaydedilmişti; oraya dayanıyorum.