Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 40. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 40. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/40

إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

İnnemâ kavlünâ li-şey'in izâ eradnâhü en nekūle lehû kün fe-yekûn

"Bir şeyi dilediğimizde ona sözümüz, 'ol' dememizden ibarettir; o da oluverir."

Bloğun kapanışı

Ayet, otuz sekizinci ayetteki inkâra (lâ yeb'asüllâhu men yemût) verilen son cevaptır. Ve cevap bir delil değil, bir tarif.

Cümlenin kuruluşu kaydedilmelidir ve dilciler bunun üzerinde durur:

ParçaNe yapıyor
İnnemâHasr — "yalnızca, ibaret"
Kavlünâ li-şey'in izâ eradnâhŞart: irade önce
En nekūle lehû künTek kelime
Fe-yekûnSonuç — aynı kökten

Ve dikkat çeken şey, kün ile yekûn arasında hiçbir aracı bulunmamasıdır: fe — hemen ardından.

Kalıp Kur'an'da sekiz yerde geçer ve dizinde Yâsîn 36/82'de (innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekūle lehû kün fe-yekûn) ayrıntılı işlendi. Oraya dayanıyorum.

Buraya ait olan fark kaydedilmelidir ve iki ayetin kelimesi bir noktada ayrılıyor:

Yâsîn 36/82Nahl 16/40
Anahtar kelimeİnnemâ emruhûemriİnnemâ kavlünâsözümüz
ŞahısÜçüncüemruhû, erâdeBirinci çoğulkavlünâ, eradnâ
Sûredeki yeriSon ayetlerden — kapanışBloğun sonu — geçiş

Ve bir kayıt daha: birinci ayette emrullâh geçmişti. Kırkıncı ayette aynı fikir kavl kelimesiyle veriliyor. Sûre içinde doğrulanabilir bir örtüşmedir.

Kıraat kaydı: fe-yekûn kelimesinin bazı kıraatlerde fe-yekûne (mansûb) okunduğu nakledilir; bu okuyuşta cümle en nekūleye atfedilir. Anlamda esaslı bir değişiklik olmadığı kaydedilir.


Nahl sûresinin tamamı