وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
Ve kāle'llezîne eşrakû lev şâellâhu mâ abednâ min dûnihî min şey'in nahnü ve lâ âbâünâ ve lâ harramnâ min dûnihî min şey', kezâlike feale'llezîne min kablihim, fe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğu'l-mübîn
"Ortak koşanlar dediler ki: 'Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmezdik; O'nsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Elçilere düşen, apaçık tebliğden başka bir şey midir?"
Dokuzuncu ayette metin şunu söylemişti: ve lev şâe le-hedâküm ecmaîn — "dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi."
Otuz beşinci ayette aynı cümle, aynı kalıpta, ama muhatabın ağzından geliyor: lev şâellâhu mâ abednâ min dûnihî min şey'.
Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve dokuzuncu ayette işaret edilmişti. Şimdi karşılaştırma yapılabilir:
| 9. ayet | 35. ayet | |
|---|---|---|
| Kim söylüyor | Metin | Ortak koşanlar |
| Kalıp | Lev şâe le-hedâküm | Lev şâellâhu mâ abednâ |
| Yönü | Olumlu — hidayet verilebilirdi | Olumsuz — kulluk etmezdik |
| İşi | Bir bilgi | Bir savunma |
| Ardından ne geliyor | Sayım sürüyor | Fe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğ |
Cevap şu: fe-hel ale'r-rusüli ille'l-belâğu'l-mübîn — "elçilere düşen apaçık tebliğden başka bir şey midir?"
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cevabın kendisidir: ayet, "Allah dileseydi" cümlesinin doğru olmadığını söylemiyor — nitekim dokuzuncu ayette benzerini kendisi söylemişti. Söylediği şey, o cümlenin bir sorumluluk boşaltma aracı olarak kullanılamayacağıdır.
Zuhruf 43/20'de aynı savunma birebir geçer (lev şâe'r-rahmânü mâ abednâhüm) ve orada işlendi: iddianın bilgisizce (in hüm illâ yahrusûn) kurulduğu kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
Bu terkip dizinde birçok yerde işlendi: Ahkāf 46/35'te (belâğ), Fâtır (Melâike) 35/19-23'te, Zümer 39/41'de (ve mâ ente aleyhim bi-vekîl), Rûm 30/52-53'te. Tekrarlamıyorum.
Buraya ait olan, terkibin sûredeki ikinci geçişi olduğudur: seksen ikinci ayette bir kez daha gelecek (fe-innemâ aleyke'l-belâğu'l-mübîn). Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve ikisi de bir itirazın hemen ardından duruyor.