Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 28-29. ayetler

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 28-29. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/28-29

ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُا۟ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءٍۭ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ · فَٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

Ellezîne teteveffâhümü'l-melâiketü zâlimî enfüsihim, fe-elkavü's-seleme mâ künnâ na'melü min sû', belâ innallâhe alîmün bimâ küntüm ta'melûn · Fe'dhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe-le-bi'se mesve'l-mütekebbirîn

"Kendilerine zulmetmiş olarak meleklerin canını aldığı kimseler, teslim olurlar: 'Biz kötü bir şey yapmıyorduk.' Hayır! Allah, yaptıklarınızı bilmektedir. · Girin cehennemin kapılarından, orada kalıcı olarak. Büyüklenenlerin yeri ne kötüdür!"

فَأَلْقَوُا۟ ٱلسَّلَمَ

Seleme ilkā etmek — teslimi ortaya bırakmak, teslim olmak. Kök س-ل-م: sağlam olmak, kusursuz olmak, teslim olmak.

Ve fiilin seçimi kaydedilmeye değer: elkav — "bıraktılar, attılar". Aynı fiil on beşinci ayette dağlar için kullanılmıştı (ve elkā fi'l-ardı revâsiye). Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır; ama iki kullanımda fâil değişiyor: orada koyan Allah, burada bırakan insan.

مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءٍ — ve teslim olduktan sonra bile bir savunma geliyor. Cümlenin sırası kaydedilmelidir: önce teslim, sonra inkâr. İki hareket normalde bir arada bulunmaz.

Bunu bir gözlem olarak veriyorum: ayet, teslimin bir kabul olmadığını gösteriyor — direnç bittiğinde bile savunma sürüyor.

Ve cevap tek kelimedir: belâ — "hayır, öyle değil". Arapçada belâ, olumsuz bir cümleyi çürütmek için kullanılan özel bir edattır; neam (evet) olumsuzu onaylardı. Yani tek heceyle iddia çürütülüyor.

مَثْوَى — kök ث-و-ي: bir yerde kalmak, konaklamak. Mesvâ — kalınan yer. Kelime Muhammed 47/12'de (ve'n-nâru mesven lehüm) geçti.


Nahl sûresinin tamamı