Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 26-27. ayetler

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 26-27. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/26-27

قَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنْيَٰنَهُم مِّنَ ٱلْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ ٱلسَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ · ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمْ

Kad mekera'llezîne min kablihim fe-etallâhu bünyânehüm mine'l-kavâıdi fe-harra aleyhimü's-sakfü min fevkıhim ve etâhümü'l-azâbü min haysü lâ yeş'urûn · Sümme yevme'l-kıyâmeti yuhzîhim ve yekūlü eyne şürakâiye'llezîne küntüm tüşâkkūne fîhim

"Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı; Allah binalarını temellerinden yıktı, çatı tepelerine çöktü ve azap hiç ummadıkları yerden geldi. · Sonra kıyamet günü onları rezil edecek ve şöyle diyecek: 'Uğrunda karşı çıktığınız ortaklarım nerede?'"

Üç fiil, üç yön

Sahne üç harekete bölünmüş ve üçü ayrı yönden geliyor:

FiilYönİfade
Fe-etâ … mine'l-kavâıdAşağıdanTemellerden
Fe-harra aleyhimü's-sakfü min fevkıhimYukarıdanÇatı tepelerine
Ve etâhümü'l-azâbü min haysü lâ yeş'urûnHesaplanmayan yerdenAdı konmamış

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: üçüncü yön, ilk ikisinden farklı olarak mekân değil. Ayet, kapatılmamış bir yön bırakıyor — ve o yön, tuzağın hesaba katamadığı yerdir.

Bu resim Muhammed 47/10'da anılmıştı; oraya dayanıyorum.

بُنْيَٰن ve قَوَاعِدbünyân, kök ب-ن-ي: yapı. Kavâıd, kāıdenin çoğulu, kök ق-ع-د: oturan, oturtulan; temel. Kelimenin "oturmak" fiilinden gelmesi kaydedilmeye değer: temel, yapının yere oturduğu yerdir.

مَكَرَ — kök م-ك-ر: dilcilerin verdiği çekirdek gizlice ve dolaylı yoldan bir iş çevirmektir. Kök Neml 27/50-51'de (ve mekerû mekran ve mekernâ mekran) ayrıntılı işlendi; oraya dayanıyorum.

تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمْ

Fiil ش-ق-ق kökünden III. bâbdadır: müşâkka — karşılıklı olarak ayrı taraflarda olmak, karşı cephe kurmak.

Kökün resmi kaydedilmelidir ve İnşikâk'de çözümlenmişti: şıkk — yarılan iki parçadan biri. Yani müşâkka, "öteki yarıda durmak" demektir.

Ve kökün sûredeki ikinci geçişi olduğu kaydedilmelidir: yedinci ayette bi-şıkkı'l-enfüs (canların yarılması) geçmişti. İki geçiş de yarma resmini taşıyor; biri bedende, öteki safta. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.


Bu bölümde çözümlenen kökler

م-ك-رق-ع-دب-ن-ي

Nahl sûresinin tamamı