ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Sümme inne rabbeke lillezîne amilü's-sûe bi-cehâletin sümme tâbû min ba'di zâlike ve aslehû inne rabbeke min ba'dihâ le-ğafûrun rahîm
"Sonra Rabbin, bilgisizce kötülük işleyen, ardından tövbe edip düzeltenler için — Rabbin bütün bunlardan sonra elbette çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
| 110. ayet | 119. ayet | |
|---|---|---|
| Açılış | Sümme inne rabbeke lillezîne… | Aynı |
| Kim | Hâcerû … câhedû ve saberû | Amilü's-sûe bi-cehâletin … tâbû ve aslehû |
| Kapanış | İnne rabbeke min ba'dihâ le-ğafûrun rahîm | Aynı |
Aynı kalıp, iki ayrı grup için. Ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum, dayanağım bu simetridir: birinci grup zulme uğrayıp hicret edenler, ikinci grup kötülük işleyip tövbe edenler. Sûre ikisini de aynı cümleyle karşılıyor.
"Af tek başına bir çekilme olabilir — kişi hakkını almaz, ilişkiyi keser, uzaklaşır. Bu, teknik olarak aftır ama bozulmuş olanı onarmaz. Islâh şartı, affı bir onarıma bağlıyor."
Aynı yapı burada tövbe için işliyor ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: tövbe de tek başına bir çekilme olabilir. Islâh şartı, onu bir onarıma bağlıyor.
Ve ص-ل-ح kökü Hucurât 49/9-10'da işlendi: bozulmuş olanı kullanılır hâle getirmek. Oraya dayanıyorum.
| İzah | Cehâlet ne |
|---|---|
| 1 | Bilgisizlik — hükmü bilmeden yapmak |
| 2 | Düşüncesizlik, öfke, taşkınlık — bilerek ama akıl etmeden |
İkinci izah, kökün Arapçadaki kullanımına dayanır: cehl, ilmin karşıtı olduğu kadar hilmin (ağırbaşlılık) da karşıtıdır. İki izah da nakledilir; tercih dayatmıyorum.