إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ · ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ · وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ · لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
İnne'l-müttekīne fî cennâtin ve uyûn · Udhulûhâ bi-selâmin âminîn · Ve nezâ'nâ mâ fî sudûrihim min ğıllin ihvânen alâ sürurin mütekābilîn · Lâ yemessühüm fîhâ nasabün ve mâ hüm minhâ bi-muhracîn
"Korunanlar ise bahçelerde ve pınarlardadır. · 'Esenlikle, güven içinde girin oraya.' · Göğüslerinde kin adına ne varsa söküp attık; kardeşler olarak, karşılıklı tahtlar üzerindedirler. · Orada onlara ne bir yorgunluk dokunur ne de oradan çıkarılırlar."
| Ayet | İfade | Kim | Güvenlik nasıl |
|---|---|---|---|
| 46 | Udhulûhâ bi-selâmin âminîn | Korunanlar | Verilmiş — girişte söyleniyor |
| 82 | Yenhıtûne mine'l-cibâli büyûten âminîn | Hicr halkı | Kendi yaptıkları — dağı oyarak |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı aynı kelimenin iki geçişidir: sûre, güvenliğin iki kaynağını karşı karşıya koyuyor. Biri kendisine söylenen, öteki kendi eliyle kazdığı. Ve seksen üçüncü ayette ikincisinin ne olduğu görülecek: fe-ehazethümü's-sayhatü musbihîn.
ن-ز-ع kökü: bir şeyi bulunduğu yerden çekip koparmak. Kök Nâziât'de sûre adı vesilesiyle işlendi. Oraya dayanıyorum.
غ-ل-ل kökü: bir şeyin içine gizlice girmesi. Ğıll — içte saklanan kin, gizli düşmanlık. Aynı kökten ğull (boyunduruk) ve ğulûl (ganimetten gizlice mal aşırma) gelir. Ortak çekirdek: gizlice içeri girmek.
Bunu bir kelime gözlemi olarak kaydediyorum: kelimenin kökü, kinin fark edilmeden yerleştiğini söylüyor. Ve fiil (nezâ'nâ — söküp attık), yerleşmiş bir şeyin çıkarılması resmini kuruyor. İki kelime birlikte tutarlı bir tablo veriyor: gizlice giren, zorla çıkarılıyor.
Kaydedilmesi gereken sıra: önce kin çıkarılıyor, sonra karşılıklı oturuluyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: yüz yüze oturmak, aradaki şey kaldırıldıktan sonra anılıyor.
ن-ص-ب kökü: dikmek; ve zahmet, yorgunluk. Dilciler iki dalı "bir şeyi dikmek için harcanan çaba" üzerinden birleştirir.
Fiil, sûrenin otuz dördüncü ayetiyle aynı köktendir (خ-ر-ج): kāle fahruc minhâ fe-inneke racîm — İblîs'e söylenen.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı aynı kökün iki geçişidir: sûre, çıkarılma fiilini önce bir cezanın adı olarak kullanıyor, sonra onun olumsuzlanmasını bir mükâfat olarak veriyor. İki ayet arasında on dört ayet var ve ikisi de aynı bloktadır.