قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ
"Dedi ki: 'Hayır! Nefisleriniz size bir işi süslü göstermiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah onların hepsini birden bana getirir. Şüphesiz O, bilendir, hikmet sahibidir.'"
Ve bu, sûrenin en dikkate değer tekrarlarından biridir: ayetin ilk iki cümlesi, 18. ayetle birebir aynıdır.
| Ayet | İfade | Olay |
|---|---|---|
| 18 | Bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ · Fe-sabrun cemîl | Birinci kayıp — kuyu |
| 83 | Bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ · Fe-sabrun cemîl | İkinci kayıp — su kabı olayı |
| Ayet | Devamı |
|---|---|
| 18 | Vallâhü'l-müsteânü alâ mâ tesıfûn — yardım isteme |
| 83 | Asallâhü en ye'tiyenî bihim cemîâ — bir umut |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin karşılaştırılmasıdır: ilk kayıpta cevap yardım talebiyle bitiyordu; ikincisinde bir beklentiyle. Ve beklentinin kapsamı kayda değer: bihim cemîâ — "hepsini birden".
Yani ikinci kayıp anında, birinci kayıp da beklentinin içine alınıyor. Metin bunu açıkça söylemiyor; ama cemîâ kelimesi bunu içeriyor, çünkü kayıp olan iki kişi değil üçtür (Yûsuf, kardeşi ve orada kalan büyük kardeş). Bunu bir okuma olarak veriyorum.
عَسَىٰ — Arapçada umut ve beklenti bildiren fiil. Kelime, kesinlik bildirmez. Kasas 28/22-28'de (asâ rabbî en yehdiyenî sevâe's-sebîl) aynı kalıp işlendi.