وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ · إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ
"Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler — Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. Onları bunun için yarattı."
| Görüş | Zâlike neye işaret ediyor |
|---|---|
| A | İhtilafa — insanlar farklılaşacak şekilde yaratıldı |
| B | Rahmete — en yakın anılan kelime rahimedir; yaratılışın gayesi merhamettir |
| C | İkisine birden — ayrışma imkânı ve merhamet imkânı birlikte |
Tercih yapılmıyor. Ancak dilbilgisi bakımından şu kaydedilebilir: işaret zamirinin en yakın mercii cümlede hemen önce geçen öğedir, ve o öğe men rahime rabbüktür. Bu bir gerekçedir, kesin bir hüküm değil; klasik tefsirde her üç görüşün de savunucusu vardır.
Aynı yapı Yûnus 10/19 ve 10/99'da (ve lev şâe rabbüke le-âmene men fi'l-ardı küllühüm cemîâ) işlendi; oraya dayanıyorum.
Ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: cümlenin ilk yarısı tek ümmet imkânını Allah'ın dilemesine bağlıyor ve gerçekleşmediğini bildiriyor. Yani çoğulluk bir arıza olarak değil, bir düzen olarak anılıyor — ve Hucurât 49/13'te (ve cealnâküm şuûben ve kabâile li-teârafû) bu açıkça işlendi.
وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ (119) — temmet kelimetü rabbik: ve dokuz ayet önce ve lev lâ kelimetün sebekat min rabbike (110) denmişti. Aynı kelime (كلمة), biri "geçmiş" biri "tamamlanmış" olarak, aynı bölgede iki kez.