وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ · وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ
"Onları haşredeceği gün, sanki gündüzün bir saatinden fazla kalmamış gibi birbirlerini tanırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramıştır; onlar doğru yolda değillerdi. · Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, seni vefat ettirsek de: dönüşleri bizedir. Sonra Allah, yaptıklarına şahittir."
كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ — ve ke-en lem kalıbı sûrede üçüncü kez geçiyor.
| Ayet | Silinen |
|---|---|
| 12 | Ke-en lem yed'unâ — yapılan dua |
| 24 | Ke-en lem tağne bi'l-ems — var olmuş bir yer |
| 45 | Ke-en lem yelbesû illâ sâaten — geçirilen ömür |
Üç geçiş, tek kalıp. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı kalıp tekrarıdır: sûre üç ayrı şeyin hiç olmamış gibi olabildiğini gösteriyor — bir dua, bir yer, bir ömür. Ve üçünde de silinen şey, silinmesi en imkânsız görünen şeydir.
| Okuma | Ne diyor |
|---|---|
| 1 | Tanışma sürenin kısalığını gösteriyor — birbirini tanıyacak kadar kısa bir zaman geçmiş gibi |
| 2 | Tanışma sonra kesiliyor — tanırlar, sonra herkes kendi hâline döner |
وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ (46) — cümle Ra'd 13/40 ile neredeyse aynıdır ve orada ayrıntılı işlendi.
| Ra'd 13/40 | Yûnus 10/46 | |
|---|---|---|
| Şart | Ve in mâ nüriyenneke … ev neteveffeyenneke | Ve immâ nüriyenneke … ev neteveffeyenneke |
| Cevap | Fe-innemâ aleyke'l-belâğu ve aleyne'l-hisâb | Fe-ileynâ merciuhüm, sümme'llâhu şehîdün alâ mâ yef'alûn |
Ra'd sınırı iş bölümüyle çiziyordu; Yûnus dönüş yeriyle çiziyor. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: iki ayet aynı şeyi iki ayrı kelimeyle söylüyor — biri hisâb, öteki merci'.
Ve Kasas 28/56'da bu sınırın yedi sûrelik tablosu kurulmuştu. Yûnus'un o tabloya kattığı ayet doksan dokuzuncu ayettir ve orada ele alacağım.