وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا
- غِشَاوَة (ğışâve) — göz üzerindeki perde. Bakara 2/7'de geçer: "gözlerinin üzerinde bir perde vardır."
- غَاشِيَة (ğâşiye) — kaplayan, bürüyen. Bir sûrenin adı: "Sana o kaplayanın haberi geldi mi?" (Ğâşiye 88/1). Ayrıca "yüzlerini ateş kaplar" (İbrâhîm 14/50).
- تَغْشِيَة — bir şeyin üstünü bir kılıfla kaplamak.
Kur'an aynı fiili gece için başka yerlerde de kullanır: "Geceyi gündüzün üstüne örter" (A'râf 7/54; Ra'd 13/3'te benzer). Yani gece Kur'an'da bir "yokluk" değil, aktif olarak gelip üstüne çöken bir şeydir. Işığın çekilmesi değil, karanlığın gelmesi olarak tasvir edilir.
Sûrenin ilk üç yemininde fiiller geçmiş zamandır: telâhâ (izledi), cellâhâ (açığa çıkardı). Dördüncüde fiil geniş/şimdiki zamana dönüyor: yağşâhâ (örtüyor).
Bu tesadüf olmayabilir. Arapçada mâzî (geçmiş) tamamlanmışlığı, muzâri (geniş zaman) ise süreklilik ve yenilenmeyi bildirir. Gündüzün açığa çıkarması bitmiş bir iştir; gecenin örtmesi ise sürüp giden, her defasında yeniden olan bir iştir.
Aynı ayrım Leyl sûresinde de korunuyor — ve iki sûrede birden tutarlı olması, tercihin bilinçli olduğunu düşündürüyor:
Dürüst olmak için şunu eklemek gerekiyor: bu ayrım Kur'an'ın her yerinde geçerli bir kural değildir. Duhâ sûresinde gece mâzî ile gelir ("ve'l-leyli izâ secâ", Duhâ 93/2); Tekvîr'de de öyle ("ve'l-leyli izâ as'ase", Tekvîr 81/17). Yani genel bir kaide kurulamaz. Ama Şems ile Leyl'in kendi içlerinde ve birbirleriyle tutarlı olması kayda değer bir olgudur.
Bunun anlamına dair bir okuma önerebilirim — kendi okumam olduğunu belirterek: örtülme, açığa çıkarılmaya göre daha "devam eden" bir şeydir. Aydınlanma bir andır, örtünme bir süreçtir. Sûre on ayet sonra nefsin gömülmesinden söz edecek; ve gömme de ânlık bir iş değil, sürekli bir bastırmadır.
İkinci çift, birinci çiftin yeryüzündeki karşılığıdır. Ve ikinci çift, sûrenin asıl meselesinin dilini önceden veriyor: açığa çıkarma ile örtme. On ayet sonra bu ikilik insanın içine taşınacak — nefsini açığa çıkaran ve nefsini örten. Kozmostaki gündüz-gece döngüsü, ahlâkî tercihin metaforu olarak kuruluyor.
Aradaki fark şu ve sûrenin çekirdeği burada: gökte bu iki hâl sırayla ve zorunlu olarak gelir; insanda ise seçimle. Güneş kendi doğuşunu seçmez, gece kendi gelişini seçmez. İnsan, hangisinin içinde olacağını seçer.