Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Beled 18. ayet

Kur'an · 90. sûre: Beled · 18. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

90/18

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Ülâike ashâbü'l-meymene "İşte onlar, sağın adamlarıdır."

أُو۟لَٰٓئِكَ — "işte onlar"

Uzak işaret zamiri. Arapçada uzağı gösteren zamirin yakın bir gruba kullanılması, o grubun konum bakımından yükseklikte olduğunu bildirir — yani mesafe fizikî değil, mertebe bildirir.

Bu, sûrenin yokuş imgesiyle uyuşur: yokuşa çıkanlar artık yukarıdadır.

أَصْحَاب — ashâb

Kök s-h-b: bir şeye eşlik etmek, ondan ayrılmamak. Bu kalıbın tahlili Fîl sûresinde yapıldı (ashâbü'l-fîl) ve orada kaydedilen ölçü buradaki kullanımı da açıklar: Kur'an toplulukları, onları tanımlayan tek şeye bağlayarak adlandırır.

Fîl sûresinde bir ordu, güvendiği hayvanla anılmıştı. Burada iki grup, bulundukları tarafla anılıyor.

ٱلْمَيْمَنَة — meymene

Kök: ي-م-ن. Yemîn — sağ el, sağ taraf. Aynı kökten:

  • yümn — bereket, uğur, hayır. Sağ tarafın uğurla ilişkilendirilmesi Arapçada (ve pek çok dilde) yerleşiktir.
  • meymûn — uğurlu, bereketli.
  • eymen — sağ taraftaki.

Kalıp yine mef'ale: meymene, "sağın/uğurun bulunduğu yer".

Kelimenin iki anlamı birden çalışır: hem "sağ taraf" hem "uğur, bereket". Türkçede ikisini birden karşılayacak bir kelime yok; "sağın adamları" bir yönü, "uğur ehli" diğerini verir.

Bir dil notu: dilcilerin naklettiğine göre Yemen ve Şam adları da bu iki yönle ilişkilendirilir — doğuya dönen kişinin sağında kalan bölge Yemen, solunda kalan bölge Şam. Bu izah klasik sözlüklerde yer alır; tarihî olarak kesin olup olmadığı ayrı bir mesele, ama Arapçadaki yön-uğur bağını göstermesi bakımından kaydedilmeye değer.


Beled sûresinin tamamı