وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦ
Ve lâ tusalli alâ ehadin minhüm mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrih; innehüm keferû billâhi ve rasûlihî ve mâtû ve hüm fâsikūn · Ve lâ tu'cibke emvâlühüm ve evlâdühüm; innemâ yürîdüllâhu en yuazzibehüm bihâ fi'd-dünyâ ve tezheka enfüsühüm ve hüm kâfirûn
"Onlardan ölen hiç kimsenin üzerine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler. · Malları ve çocukları seni imrendirmesin…"
STYLE gereği kaydedilecek olan şudur: ayetin gerekçesi açıkça verilmiştir ve bir kimlik değil, bir durumdur: innehüm keferû … ve mâtû ve hüm fâsikūn — ölüm anındaki hâl.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı gerekçe cümlesidir: hüküm, bir gruba değil belirli bir durumda ölmüş kişilere bağlanmıştır. Ve bu tefsirde bundan hiçbir genel hüküm çıkarılmamaktadır. Fıkhî hüküm verilmemektedir.
Ve iki fiil kaydedilmelidir: lâ tusalli (namaz kılma) ve lâ tekum alâ kabrih (kabrinin başında durma). İkisi de bir katılım fiilidir.
| Ayet | İfade | Fark |
|---|---|---|
| 55 | Fe-lâ tu'cibke emvâlühüm ve lâ evlâdühüm | Fâ ile bağlı; lâ tekrarlı |
| 85 | Ve lâ tu'cibke emvâlühüm ve evlâdühüm | Vâv ile bağlı; lâ tek |
Bu tekrarı bir metin verisi olarak kaydediyorum. Ve kendi okumam olarak şunu ekliyorum: aynı cümlenin otuz ayet arayla tekrarlanması, sûrenin bu bölümünün bir dönüş noktası taşıdığını gösteriyor — birinci geçiş infakın kabul edilmemesinden sonra, ikincisi cenaze hükmünden sonra.