وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ
Ve minhümü'llezîne yü'zûne'n-nebiyye ve yekūlûne hüve üzün; kul üzünü hayrin leküm yü'minü billâhi ve yü'minü li'l-mü'minîne ve rahmetün lillezîne âmenû minküm; ve'llezîne yü'zûne rasûlallâhi lehüm azâbün elîm
"Onlardan bazıları peygamberi incitir ve 'o bir kulaktır' derler. De ki: sizin için hayırlı bir kulaktır; Allah'a inanır, müminlere güvenir ve içinizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'ın elçisini incitenler için acıklı bir azap vardır."
Arapçada bir kişinin bir organla adlandırılması, o organın işlevinin kişide aşırı olduğunu bildiren bir mübalağa yoludur. Dilciler bunu kaydeder: bir kişiye "o göz" demek çok bakan, "o kulak" demek her söyleneni dinleyen demektir.
Ve lakabın işleyişi kaydedilmelidir ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: lakap, bir iyi vasfı alıp kusur gibi sunuyor. Dinlemek bir erdemdir; lakap onu saflığa çeviriyor. Bir kişiyi yermenin en ekonomik yolu budur: yerdiğin şeyin gerçekten var olması.
Cevap, lakabı reddetmiyor — kabul edip niteliyor: üzünü hayrin leküm — "sizin için hayır olan bir kulak."
Terkip bir izâfettir: üzünü hayr — "hayrın kulağı." Yani kulak olmak inkâr edilmiyor; neyin kulağı olduğu söyleniyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı izâfet terkibidir: cevap, hakareti tersine çevirmiyor, yerini değiştiriyor. Aynı kelime, aynı ayette, iki ayrı değer taşıyor.
| İfade | Edat | Anlam |
|---|---|---|
| Yü'minü billâh | بِ | İman etmek — tasdik |
| Yü'minü li'l-mü'minîn | لِ | Güvenmek — söylenene itimat etmek |
Dilciler âmene bi- ile âmene li- arasındaki bu farkı kaydeder. Ve bu, ayetin cevabını tamamlıyor: karşı taraf "herkesi dinliyor" diyor; ayet "müminlere güveniyor" diyor. Dinlemenin adresi belirtilerek lakap sınırlanıyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, incitenlerin bulunduğu topluluğun içinden iman edenleri ayırıyor. Ve rahmet, o ayrılan kesime nispet ediliyor. Kategori yine bölünüyor.
Ve bu kelime — rahmet — sûrenin 128. ayetinde elçinin vasfı olarak tekrar gelecektir: bi'l-mü'minîne raûfün rahîm. İki ayet arasındaki bağ 128'de işlenecektir.