ٱنفِرُوا۟ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ
İnfirû hıfâfen ve sikālen ve câhidû bi-emvâliküm ve enfüsiküm fî sebîlillâh; zâliküm hayrun leküm in küntüm ta'lemûn · Lev kâne aradan karîben ve seferan kāsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimü'ş-şukkah; ve seyahlifûne billâhi levi'steta'nâ leharacnâ meaküm; yühlikûne enfüsehüm; vallâhu ya'lemü innehüm le-kâzibûn
"Hafif ve ağır olarak seferber olun; mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. · Yakın bir kazanç ve kolay bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı; fakat o meşakkatli mesafe onlara uzak geldi. 'Gücümüz yetseydi sizinle çıkardık' diye Allah'a yemin edecekler. Kendilerini helâk ediyorlar; Allah biliyor ki onlar yalancıdır."
Kırk birinci ayet, otuz sekizinci ayetin fiilini tekrarlıyor (infirû) — ama bu kez yanına bir çift sıfat koyuyor.
ث-ق-ل kökü, üç ayet önce issâkaltümte geçmişti. Şimdi aynı kök, bir özür değil bir hâl olarak geliyor: sikālen.
Yani üç ayet arayla aynı kök iki ayrı işte kullanılıyor: ağırlaşmak yeriliyor, ağır olmak yerilmiyor. Ayrım, ağırlığın kişinin durumu mu yoksa kişinin tercihi mi olduğundadır.
| İzah | Hıfâf ve sikāl |
|---|---|
| A | Genç ve yaşlı |
| B | Yükü hafif olan ve ailesi kalabalık olan |
| C | Binekli ve yaya |
| D | İstekli ve isteksiz |
| E | Silahı hafif olan ve ağır teçhizatlı |
Bu izahlar kaynaklarda zikredilir; tercih yapmıyorum. Ve şunu kaydediyorum: izahların çokluğu, ifadenin kapsayıcı olmasından kaynaklanıyor. İki zıt sıfatın yan yana konması, Arapçada arada kalan her hâli kapsar.
Kökün somut anlamı: yarmak, ikiye ayırmak. Şakk — yarık. Buradan meşakkat (insanı yaran, zorlayan şey) ve şukka — aşılması zor mesafe anlamı türer.
Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: mesafe, yarılması gereken bir şey gibi adlandırılıyor. Uzaklık, kat edilen değil yarılan bir şey.
ع-ر-ض kökü: genişlik, yan; ve önüne çıkan şey. Arad — eline geçen geçici kazanç. Kelime, kalıcı olmayanı bildirir.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ayet, katılmama sebebini iki ölçüyle açıklıyor — kazancın uzaklığı ve yolun zorluğu. Ve bu, Enfâl 8/7'de işlenen tercihle aynı yerden geliyor: orada da ğayre zâti'ş-şevke — kolay olanı istiyorlardı. Oraya dayanıyorum.