وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
Önceki ayet olumlu bir hüküm verdi (ayırıcı bir sözdür); bu ayet olumsuz bir hüküm veriyor (şaka değildir).
Bu, İhlâs sûresinde ele alınan yöntemin bir başka örneğidir: bir şeyi tarif ederken hem ne olduğunu hem ne olmadığını söylemek. Kâfirûn ile İhlâs arasında kurulan nefy ve isbat ilişkisi burada tek bir ayet çiftinde toplanmış.
Ve mâ hüve bi'l-hezl — olumsuz cümlenin haberine giren bâ, anlam katmaz ama olumsuzluğu pekiştirir. Arapçada bu, olumsuzlamanın en kuvvetli biçimlerinden biridir.
Aynı kullanım Kur'an'da yaygındır: "Allah kullarına zulmedici değildir" (Âl-i İmrân 3/182'de bi-zallâmin).
Ayrıca el-hezl belirli gelmiş (takılı). Belirsiz gelseydi ("bir şaka değildir") anlam yakın olurdu; belirli gelmesi cinsin tamamını reddediyor: şaka diye bir şey değildir bu.
1. Ciddiyetin karşıtı; şaka, eğlence, boş söz. Arapçada cidd (ciddiyet) ile hezl klasik bir karşıt çifttir. Hâzil — şaka yapan.
2. Zayıflamak, cılızlaşmak, eti erimek. Hezele — zayıfladı; hüzâl — zayıflık, cılızlık; hezîl — sıska.
Dilciler iki anlamı şöyle bağlar: şaka, içi boşaltılmış sözdür. Ciddi söz doludur, bir yükü vardır, sonuç doğurur; şaka ise sözün zayıflatılmış, hafifletilmiş, bağlayıcılığı alınmış hâlidir. Türkçede de "içi boş laf", "hafif söz" ifadeleri aynı sezgiyi taşır.
Bu bağlantı dilcilerin kurduğu türden bir ilişkidir ve kesin bir etimoloji hükmü olarak sunulamaz. Ama kaydedilmeye değer, çünkü ayetin ne söylediğini keskinleştiriyor: "Bu söz zayıf değildir."
Kur'an, kendisine yöneltilen ithamları düzenli olarak kaydeder: şiir, sihir, kehanet, eskilerin masalları, uydurma. Bunların ortak paydası şudur: hepsi metnin ciddiyetini düşürmeye yöneliktir. Bir sözü çürütmenin en ucuz yolu, onu tartışmaya değmez ilan etmektir.
Ve bu, Duhâ sûresi bölümünde kaydedilen tespitle aynı mantıktır: orada da iddianın içeriğine girilmeden kaynağın kesildiği söyleniyordu. Burada da içeriğe girilmeden sözün ağırlığı boşaltılıyor.
Ayet bu hamleyi reddediyor. Ve reddederken tartışmaya girmiyor — "şudur, şu değildir" diyor. Çünkü bir sözün ciddi olup olmadığı tartışmayla değil, sonuçlarıyla anlaşılır.
İlk on ayet bir haber verdi: gözetleniyorsun, geri getirileceksin, içindekiler yoklanacak. Şimdi metin duruyor ve kendi hakkında konuşuyor: bu söylediklerim ciddidir.