وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ
1. Fırını doldurup yakmak, tutuşturmak. Secera't-tennûre — tandırı yaktı. مَسْجُور — yakılmış, kızdırılmış. Sücûr — fırına atılan yakacak. 2. Doldurmak, taşırmak. Secera'l-inâe — kabı doldurdu.
İki anlam nasıl bir arada? Fırın görüntüsünde birleşiyorlar: bir tennûr önce doldurulur (yakacakla), sonra yakılır. Kökün altındaki fikir, bir kabın kapasitesine kadar bir şeyle doldurulması olabilir — ister yakacak, ister su.
"Ve dolu denize (وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ)" (Tûr 52/6)
Orada da aynı kelime ve aynı tartışma vardır: mescûr dolu mu, tutuşturulmuş mu? İki yerde de kelime denizle birlikte geliyor ve iki yerde de iki anlam mümkün.
| Görüş | Nasıl anlaşılır | Değerlendirme |
|---|---|---|
| Tutuşturuldu, ateş oldu | Denizler alev alır | Kökün en yaygın anlamı; "tandırı yakmak" kullanımı bunu destekliyor |
| Doldu, taştı, birbirine karıştı | Denizler arasındaki engeller kalkar, sular birleşir | İnfitâr 82/3: "Denizler fışkırtıldığında" (füccirat) bu yönü destekliyor |
| Suyu gitti, kurudu | Kelimenin "boşaltma" ile ilgili bir kullanımına dayandırılır | Zayıf; kökün ana anlamı bu değil |
Tercih yapmıyorum. Kelime iki anlamı da taşıyor ve Kur'an açıklamıyor. Ancak şu kaydedilebilir: birinci ve ikinci görüş birbirini dışlamıyor — dolan bir şey taşar, taşan bir şey karışır, ve fırın benzetmesinde ikisi zaten bir aradadır.
Ve bir uyarı: Bu ayetten hareketle deniz suyunun bileşimine, hidrojen ve oksijenin yanıcılığına vb. dayanan iddialar ileri sürülür. Bunlar ayetin söylemediği şeylerdir ve STYLE gereği bu tefsirde kurulmaz. Ayetin görüntüsü bir tandırdır; muhatabın bildiği bir tandır.
Siyaktaki yeri. Denizler, birinci grubun son maddesi. Ve dikkat çekici bir kapanış: sûre kuru olanı yürütüp (dağlar) ıslak olanı tutuşturuyor (denizler). Her şey kendi tabiatının tersine dönüyor. Birinci grup, tabiat kanunlarının askıya alınmasıyla kapanıyor.