وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ
Yani gök, bir hayvanın derisi gibi sıyrılıyor. Görüntü çoban ve kasap dilinden alınmış; muhatabın her gün gördüğü bir işlem.
Bunun sertliği kaçırılmamalı. Deri yüzülen hayvan artık canlı değildir; deri yüzmek, kullanılmayacak olanın ayrılmasıdır.
"Göğü korunmuş bir tavan yaptık; onlar ise onun ayetlerinden yüz çeviriyorlar." (Enbiyâ 21/32)
| Yer | Fiil | Ne |
|---|---|---|
| Tekvîr 81/11 | küşitat | Sıyrıldı, derisi yüzüldü |
| Enbiyâ 21/104 | natvi | Düreriz — defter gibi |
| İnfitâr 82/1 | infetarat | Çatladı, yarıldı |
| İnşikâk 84/1 | inşakkat | Yarıldı |
| Rahmân 55/37 | inşakkat... verdeten ke'd-dihân | Yarıldı, kızıl bir yağ gibi oldu |
لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌ "Sen bundan gaflet içindeydin; şimdi senden perdeni kaldırdık — bugün gözün keskindir." (Kāf 50/22)
Yani kıyametin anlatımında kullanılan bütün örtü-kaldırma fiilleri tek bir sonuca bakıyor: görülemeyen görülür hale geliyor.
- Güneş dürülüyor — ışığın kaynağı kaldırılıyor.
- Gök sıyrılıyor — üstteki kapak alınıyor.
- Sayfalar açılıyor — kayıt görünür oluyor.
- Ve on dördüncü ayet: "bir nefis bilir."
Bu, Abese sûresinin س-ف-ر kökü (açığa çıkarmak) etrafında dönmesiyle aynı yere bakıyor. İki sûre, kıyameti aynı kategoriyle düşünüyor: örtünün kalkması.