إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Kelimenin en yaygın somut kullanımı sarıkta görülür: كَوْر العمامة — sarığın bir dolaması, başa dolanan her bir tur. Kâra el-imâmete alâ re'sihî — sarığı başına doladı.
- كَارَة (kâre) — bohça, denk; içine bir şeyler sarılıp toplanan bez.
- كَوَّرَهُ فَٱنْكَارَ — yuvarlayıp attı, o da yuvarlanıp gitti.
يُكَوِّرُ ٱلَّيْلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيْلِ "Geceyi gündüzün üzerine dolar, gündüzü de gecenin üzerine dolar." (Zümer 39/5)
Aynı fiil, aynı bab. Ve orada anlatılan şey açıktır: bir şeyin bir başkasının üzerine sarılması. Gece, gündüzün üstüne bir sarık gibi dolanıyor; sonra tersi.
Bu, Tekvîr 81/1'in anlamını belirliyor. Güneş patlatılmıyor, parçalanmıyor, söndürülmüyor — sarılıp dürülüyor. Işığı, sarığın dolanması gibi kendi üzerine toplanıyor.
Bazı modern yazılarda tekvîr kelimesinden hareketle "Kur'an güneşin küre olduğunu bildiriyor" iddiası ileri sürülür. Bu iddia dilbilimsel olarak dayanaksızdır ve açıkça belirtmek gerekiyor:
- كُرَة (küre, top) kelimesi ك-ر-و / ك-ر-ي kökündendir; ك-و-ر ile aynı kök değildir. Harflerin sırası farklıdır ve Arapçada harf sırası kökü belirler.
- Ayetin fiili bir şekil bildirmiyor, bir işlem bildiriyor: dürülme.
- Zümer 39/5'teki kullanım, kelimenin bir şeklin değil bir hareketin adı olduğunu gösteriyor.
STYLE gereği bu tür iddialar bu tefsirde kurulmaz. Ayetin söylediği şey zaten yeterince güçlü; ona bir şey eklemeye ihtiyacı yok.
Kıyameti anlatmanın en beklenen yolu patlama, çarpışma, kırılma olurdu. Sûre bunu seçmiyor. Seçtiği ilk fiil, bir düzenleme fiili: bir kumaşın dürülmesi, bir sarığın sarılması, bir bohçanın bağlanması.
"O gün göğü, kitap sayfalarının dürülmesi gibi düreriz." (Enbiyâ 21/104)
Orada da tayy (dürmek) fiili ve defter benzetmesi var. Yani kâinat, bir kumaş ya da bir yazı tomarı gibi ele alınıyor: açılmış, kullanılmış, işi bitince dürülüyor.
Bu görüntünün taşıdığı fikir şudur: dürülen şey yok edilmiyor; kaldırılıyor. Bir bez dürüldüğünde ortadan kalkmaz, kullanımdan çıkar. Sûrenin ilk kelimesi, evrenin sonunu bir imha değil, bir kapanış olarak resmediyor.
Açık olan kapanıyor, kapalı olan açılıyor. Evren dürülüyor, dosya açılıyor. Bu, tek bir hareketin iki yönü ve sûrenin bütün mimarîsi bunun üzerine kurulu.
Ve Abese ile bağ: Abese 80/22'de diriliş için أَنشَرَهُ denmişti — aynı kök. Yani Kur'an'ın sözlüğünde ölünün diriltilmesi ile defterin açılması aynı fiildir: dürülmüş olanı açmak. İki sûre bu kökü birbirini tamamlayacak şekilde kullanıyor.
Çünkü güneş, insanın bildiği en değişmez şeydir. Zamanın ölçüsü, yönün ölçüsü, hayatın kaynağı. Bir toplumun takvimi, ekim zamanı, namaz vakti, yolculuk planı — hepsi ona bağlıdır.
Sökülme listesi, sökülmesi en imkânsız görünenden başlıyor. Ve devam ediyor: yıldızlar (gece yönünü bulmanın aracı), dağlar (yeryüzünün sabitleri). Üç ayette insanın bütün sabit noktaları gidiyor.