وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
وما أدراك kalıbı bu tefsirde Hümeze bölümünde ayrıntılı işlendi, Kâria, Kadr, İnfitâr, Beled, Târık ve Mutaffifîn bölümlerinde uygulandı. Oradan alınacaklar:
Kök د-ر-ي (dirâyet — bilmek, farkında olmak); edrâ (ef'ale babı) — bildirdi. Mâ edrâke, lafzen "sana ne bildirdi?" — anlamı: "bunu senin bilgin kavrayamaz; bilseydin bir bildirenden bilirdin." Ve Kur'an içinde tutarlı bir ayrım vardır: مَا أَدْرَاكَ (mâzî) kalıbından sonra açıklama gelir; مَا يُدْرِيكَ (muzâri) kalıbından sonra gelmez — bilgi insana kapalı bırakılır.
Bir sonraki ayet veylün yevmeizin li'l-mükezzibîndir; bu bir açıklama değil, bir hükümdür. Sonrasında da günün tarifi değil, üç delil bölümü başlıyor. Günün ne olduğu — 29. ayete kadar — anlatılmıyor.
Birincisi: açıklama gecikmeli olarak gelir. Sûrenin 29-40. ayetleri o günün sahnesidir; yani soru sorulur, araya üç bölüm girer, sonra cevap verilir. Bu okumada kural bozulmuyor, sadece araya mesafe giriyor.
İkincisi: günün adı zaten bir önceki ayette verilmiştir (yevmü'l-fasl) ve mâ edrâke, verilmiş bir adın yetersizliğini ilan etmek için geliyor. Yani açıklama önce gelmiştir, kalıp sonradan onu büyütüyor.
İkinci okuma, kalıbın Kadr sûresindeki kullanımıyla uyumludur: orada da leyletü'l-kadr adı önce verilmiş, sonra mâ edrâke gelmişti. Kadr bölümünde bu kaydedilmişti: "Ayet leyletü'l-kadr tamlamasını ikinci kez kullanıyor. Zamir yeterdi… ama ismin tamamı tekrarlanıyor."
Burada da aynı tekrar var: 13. ayette li-yevmi'l-fasl, 14. ayette yine mâ yevmü'l-fasl. Zamir yeterdi; tamlama tekrar ediliyor.
| Sûre | Nesne | Yön |
|---|---|---|
| Kadr 97/2 | Leyletü'l-kadr | Olumlu — bin aydan hayırlı |
| Târık 86/2 | Et-târık | Nötr — bir yıldız |
| Beled 90/12 | El-akabe | Nötr — bir yokuş |
| Kâria 101/3 | El-kāria | Olumsuz |
| Hümeze 104/5 | El-hutame | Olumsuz |
| İnfitâr 82/17-18 | Yevmü'd-dîn | Olumsuz |
| Mutaffifîn 83/8, 19 | Siccîn / İlliyyûn | Biri olumsuz, biri olumlu |
| Mürselât 77/14 | Yevmü'l-fasl | İkisi birden |
Son satır dikkat çekicidir: yevmü'l-fasl tek yönlü bir gün değildir. Ayırma günü, iki tarafı da ayırır. Sûrenin 41. ayetinde muttakîler tablosu gelecek — yani bu gün, bir taraf için felaket, diğer taraf için varış.
Bu, kalıbın nesnesinin neden bu kadar geniş bırakıldığını açıklıyor: gün, tek bir grubun günü değil.