وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا / وَبَنِينَ شُهُودًا / وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
Türevler: medd (uzatma; Türkçedeki "med" ve tecvidde uzatma), midâd (mürekkep — akıp uzayan), imdâd (yardım — bir şeyin uzatılması), medîd (uzun).
Kelime seçimi bir görüntü kuruyor: mal, bir miktar olarak değil, bir uzunluk olarak tarif ediliyor. Sayılmıyor, ölçülmüyor — uzatılıyor.
1. Miktarca çok — göz alabildiğine yayılan. 2. Zamanca sürekli — kesilmeyen, akıp gelen. Toprak, ticaret, gelir gibi tükenmeyen kaynaklar.
Ve Hümeze ile bir karşılaştırma yapılabilir. Orada mal cemea (topladı) ve addede (sayıp durdu) fiilleriyle anlatılıyordu ve şu tespit yapılmıştı: "Mal, iktisadî bir araç olarak hiç görünmüyor. Sadece iki şey oluyor: birikiyor ve sayılıyor."
Burada fiiller farklı: ceale (verdi, kıldı) — ve fâil Allah'tır. Yani Hümeze'de malın kişinin elindeki hâli anlatılıyordu; burada nereden geldiği söyleniyor.
Müzzemmil 73/15'te bu kök şâhiden aleyküm bağlamında işlendi ve orada "tanıklık" yönü öne çıkmıştı. Burada ise "hazır bulunma" yönü öne çıkıyor.
Kökün ikinci anlamı Arapçada yerleşiktir: şehide'l-meclise — mecliste hazır bulundu. Meşhûd — görülen, hazır olan.
Klasik tefsirlerdeki izah şudur: oğullar yanındadır; geçim için uzak diyarlara gitmek zorunda değillerdir. Yani hem çocukları var hem de onları yanında tutacak imkânı var.
Bu, o dönemin şartlarında somut bir zenginlik göstergesidir. Yoksul bir adamın oğulları dağılır — çobanlığa, ücretli işe, uzak kervanlara. Zengin bir adamın oğulları yanında kalır.
- مَهْد (mehd) — beşik. Ve daha genel olarak: düzeltilmiş, yumuşatılmış yatak yeri.
- مِهَاد (mihâd) — döşek, yayılmış yatak.
- "Yeri sizin için bir beşik (mehden) yapan O'dur" (Tâhâ 20/53; Zuhruf 43/10).
- "Yeryüzünü bir döşek (mihâden) yapmadık mı?" (Nebe 78/6) — Nebe''de işlendi.
- "Beşikteki (fi'l-mehd) bir çocukla nasıl konuşuruz?" (Meryem 19/29; ayrıca Âl-i İmrân 3/46; Mâide 5/110).
- "...kendileri için (yer) hazırlamış olurlar" (Rûm 30/44) — fe-li-enfüsihim yemhedûn.
Ve son örnek önemlidir: orada insan kendisi için hazırlık yapıyor. Burada hazırlığı yapan başkasıdır.
1. Konfor. Yatılacak yer düzeltilmiş, taş kaldırılmış, yumuşatılmış. 2. Emek. Beşik kendiliğinden olmaz; biri hazırlar. 3. Ve en önemlisi: bebek beşiği kendisi hazırlamaz. Beşikteki, hazırlığın yapıldığını bilmez.
Bu okumayı kendi çıkarımım olarak kaydediyorum; ayet beşik benzetmesini açıkça kurmuyor, kökün somut anlamı üzerinden kuruluyor.
Kur'an vahiy, yaratma ve helak fiilleri için genellikle çoğul kullanır: innâ, halaknâ, cealnâ. Burada tekil var.
Klasik tefsirlerde bunun teklikle karşı karşıya getirme işlevi taşıdığı söylenir: vahîdâ (tek başına) denen bir adamın karşısına, tek başına konuşan bir özne çıkıyor.
Bu izahı makul buluyorum ama kesin bir hüküm olarak sunmuyorum. Kur'an'da tekil ve çoğul kullanımı arasındaki geçişler ayrı ve geniş bir konudur; her geçişten anlam çıkarmak zorlama olur.
Gözlenebilir olan şudur: üç fiil de tekildir ve bu, bölümün tamamında sürüyor (sa-urhikuhû, 17; sa-uslîhi, 26).