قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ · قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
Kökün asıl anlamı "bakmak"tır; if'âl bâbında (enzara) "birine bakma süresi tanımak", yani mühlet vermek anlamına gelir. Kökün üç geçişi Sâd 38/79-80 bahsinde tablolandı (Sâd 38/15, 79, 80). Oraya dayanıyorum.
Bu, kaydedilmesi gereken bir farktır ve Sâd'de ihtilaf olarak tablolanmıştı. Burada yalnız veriyi tekrarlıyorum:
| Sûre | İblîs'in istediği | Verilen cevap |
|---|---|---|
| A'râf 7/14-15 | İlâ yevmi yüb'asûn | İnneke mine'l-münzarîn — sınır söylenmiyor |
| Hicr 15/36-38 | İlâ yevmi yüb'asûn | İnneke mine'l-münzarîn — ilâ yevmi'l-vakti'l-ma'lûm |
| Sâd 38/79-81 | İlâ yevmi yüb'asûn | İnneke mine'l-münzarîn — ilâ yevmi'l-vakti'l-ma'lûm |
A'râf, öteki iki sûrede bulunan kaydı (ilâ yevmi'l-vakti'l-ma'lûm) vermiyor. Bu, sayılabilir bir eksikliktir ve Sâd'de "iki ifade aynı mıdır" ihtilafı tablolanmıştı; tercih dayatmıyorum.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: cevap "istediğin kadar" demiyor, "sen mühlet verilenlerdensin" diyor. İstek bir tarih içeriyor; cevap bir gruba dâhil etmekle yetiniyor. Ve A'râf, öteki iki sûrenin koyduğu sınırı burada anmayarak cevabın bu belirsizliğini koruyor.