إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُوا۟ دِينَهُمْ وَكَانُوا۟ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِى شَىْءٍ · مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا
"Dinlerini parçalayıp gruplara ayrılanlarla senin bir ilgin yoktur… Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır; kim bir kötülükle gelirse ancak misliyle karşılık görür."
شِيَعًا — ش-ي-ع kökü Kasas 28/4'te işlendi (Fir'avn'ın halkı bölmesi). Ve orada kaydedilmişti: zulüm, önce toplumu parçalamakla başlıyor.
Buradaki fark kaydedilmelidir: Kasas'ta bölen dışarıdaki güçtü; En'âm'da bölenler kendileri — ferrakū dînehüm.
Kasas 28/84'te aynı asimetri işlendi (fe-lehû hayrun minhâ / illâ mâ kânû ya'melûn). İki sûre karşılaştırılabilir:
| Yer | İyiliğin karşılığı |
|---|---|
| Kasas 28/84 | Hayrun minhâ — daha iyisi (miktar verilmiyor) |
| En'âm 6/160 | Aşru emsâlihâ — on katı (miktar veriliyor) |
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: aynı ilke, biri nitelik biri sayı olarak veriliyor. Ve iki sûrede de kötülüğün karşılığı tam denklikte kalıyor.