ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ · وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
Sülle ve evvelîn/âhirîn kelimelerinin tahlili 13-14. ayetler bölümünde yapıldı; tekrarlamıyorum. Burada işlenecek olan kelimeler değil, farktır.
| Sâbikūn tablosu (13-14) | Ashâbü'l-yemîn tablosu (39-40) | |
|---|---|---|
| Öncekilerden | sülle — bölük | sülle — bölük |
| Sonrakilerden | kalîl — az | sülle — bölük |
Bu, sûrenin en sessiz ama en yüklü farklarından biridir ve tamamen doğrulanabilir: iki ayet çifti kelime kelime karşılaştırılabilir, fark tek kelimededir.
Metnin söylediği kadarını önce ayıralım: öne geçenler arasında sonraki nesillerden az kimse vardır; sağın adamları arasında ise sonraki nesillerden de bir bölük vardır. Sayı verilmemiştir, oran verilmemiştir; yalnızca iki nicelik kelimesi karşı karşıya konmuştur.
Bunun üzerine söylenenler ise yorumdur ve öyle işaretlenmelidir. Klasik tefsirlerde yaygın olarak şu okuma yapılır: birinci saf — yani öne geçenlerin safı — zamanla seyrelir; ikinci saf ise açık kalır.
Kendi okumam olarak şunu ekliyorum ve dayanağını da metinden veriyorum: sûre burada bir kapı ile bir zirveyi ayırıyor. Zirve dardır ve zamanla daha da darlaşır. Kapı ise iki nesilde de aynı genişliktedir. Bu okumanın metindeki dayanağı, tek kelimenin değişip diğerinin sabit kalmasıdır — yani daralan şey ashâbü'l-yemîn değil, sâbikūndur.
Bir kayıt daha düşüyorum: bu ayetlerden "sonraki nesiller kötüdür" gibi bir hüküm çıkarılamaz. Metin sonraki nesillerden kalîl olanı sâbikūn safına yerleştiriyor, geri kalanı cehenneme değil sağ safa koyuyor. Ayetin yaptığı bir kınama değil, bir tasniftir.
| Sâbikūn | Ashâbü'l-yemîn | |
|---|---|---|
| Açılış | Ve's-sâbikūne's-sâbikûn (10) | Ve ashâbü'l-yemîni mâ ashâbü'l-yemîn (27) |
| Tasvir | 15-26 | 28-37 |
| Sahiplik | fî cennâti'n-naîm (12) | li-ashâbi'l-yemîn (38) |
| Sayı | 13-14 | 39-40 |
Üçüncü tabloda (41-56) bu düzen bozulacak — ve bozulmanın kendisi anlam taşıyacak: sol tarafın sayı ayeti yoktur. Kaç kişi oldukları söylenmez. Bunu ilgili yerde ayrıca işleyeceğim.