وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ
Bu ayet, sekizinci ayetin kalıbını birebir tekrarlıyor: isim + mâ + aynı isim. Kalıbın işlevi sekizinci ayette ele alındı; burada tekrarlanmayacak.
Fark nedir? Meymene, mef'ale kalıbındadır ve Arapçada bu kalıp yer ya da zaman bildirir: sağ taraf, sağ yan. Yemîn ise doğrudan el ya da yön adıdır.
Buradan çıkarılabilecek ayrımı kendi okumam olarak veriyorum ve kesin saymıyorum: giriş bölümünde (7-11) insanlar taraflara ayrılıyordu — orada bir bölme işi vardı, dolayısıyla mekân bildiren kelime uygundu. Tablolar bölümünde ise artık taraf değil, kimlik anlatılıyor.
İki anlamın birleşmesi bir kültür verisidir: sağ el, çoğu işin yapıldığı eldir ve buradan "uğurlu, hayırlı" anlamı doğmuştur. Meş'eme (sol) ise şu'm (uğursuzluk) ile aynı köktendir.
Ve bu, bir uyarıyı gerektiriyor: ayetler bir el ya da bir yön hakkında hüküm kurmuyor. Kelimeler, muhatabın dilinde hazır bulunan bir ikilikten alınmıştır. Bu tefsirde daha önce birkaç yerde kaydedilen ölçü burada da geçerlidir: Kur'an, muhatabın sözlüğünü kullanır; sözlüğü onaylamak zorunda değildir.