أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
Em lehüm süllemün yestemiûne fîh; fel-ye'ti müstemiuhüm bi-sultânin mübîn "Yoksa onların, üzerine çıkıp dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri apaçık bir delil getirsin."
Dilcilerin kaydettiği bağ: سُلَّم — merdiven; kişiyi selâmetle yukarı ulaştıran şey. Bu izahı dilcilere nispet ediyorum, kesin bir etimoloji olarak sunmuyorum.
Ve kelimenin Kur'an'daki diğer kullanımı bunu doğruluyor: "Yerin içinde bir tünel ya da göğe bir merdiven arayabilseydin…" (En'âm 6/35) — orada da kelime, göğe çıkma aracı olarak geçiyor.
Cin 72/9 bahsinde işlenenler; tekrarlamıyorum. Özeti:
"Biz eskiden orada dinlemek için oturacak yerlere otururduk. Ama şimdi kim kulak verirse, kendisini gözleyen bir alev bulur." (72/9)
Ve orada kaydedilenler: مَقَاعِد (oturma yerleri) ve لِلسَّمْع (dinlemek için) tahlil edilmiş; lâmın gaye bildirdiği ve oturmanın amacının bilgi almak olduğu belirtilmişti. Ve sûrenin birinci ayetindeki istemea (kulak vermek) ile karşılaştırma yapılmış, aynı kökün iki ayrı dinleme için kullanıldığı kaydedilmişti: "biri izinli, biri değil. Birincisi hidayete götürüyor, ikincisi alev buluyor."
Ve Tûr 52/38 aynı fiili kullanıyor: يَسْتَمِعُونَ — istemea.
Cin sûresinde anlatılan, cinlerin göğü dinlemesiydi. Tûr'da soru insanlara yöneltiliyor: sizin böyle bir merdiveniniz mi var?
| Cin 72/9 | Tûr 52/38 | |
|---|---|---|
| Kim | Cinler | İnsanlar |
| Ne | mekāid — oturma yerleri | süllem — merdiven |
| Durum | Vardı, sonra kapandı | Var mı? — soruluyor |
| Sonuç | Alev buluyor | fel-ye'ti … bi-sultânin mübîn — delil getirsin |
Cin sûresinde bilginin çalınması anlatılıyordu. Tûr'da ise, bilgi alındıysa gösterilmesi isteniyor: fel-ye'ti müstemiuhüm bi-sultânin mübîn.
Ve sultân kelimesi Zâriyât 51/38 bahsinde işlendi (bi-sultânin mübîn, Mûsâ için); tekrarlamıyorum. Özeti: kelime hem delil hem yetki anlamına gelir ve kökü "üstün gelmek"tir.
Zâriyât 51/38: Mûsâ'ya bi-sultânin mübîn verildi. Tûr 52/38: İnkârcılardan bi-sultânin mübîn isteniyor.
Bir konuda kesin konuşan kişinin bilgisi ya gözleme dayanır ya habere. Âhiret gözlemle bilinemez — henüz olmamıştır. Öyleyse geriye haber kalır.
Merdiven imgesinin somutluğu, sorunun alaycı tarafını taşıyor. Ama alay, argümanı zayıflatmıyor — tersine, iddianın gerektirdiği şeyi görünür kılıyor.