يَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ۚ ذَٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ
"Bu kökte ne doğum vardır ne kuruluş. Burada olan şey bütünün parçalanmasıdır. Kökün diğer dalları — meşakkat (yıpranma), şikāk (ayrılık) — hep aynı yöne bakar: bir şey bir arada duruyordu, artık durmuyor."
Fiil tefe''ul babında ve edilgene yakın bir dönüşlülük taşıyor: teşakkaku — "yarılıp durur", "parça parça yarılır". Tefe''ul babı burada tedricîlik de katabilir: birden değil, yarıla yarıla.
An edatı ayrılma bildirir. Yani yer, onların üzerinden açılıyor — sanki üstlerindeki bir örtü çekiliyor gibi.
| Ayet | İfade | Edat | Ne kalkıyor |
|---|---|---|---|
| 22 | keşefnâ anke ğıtâeke | an | Bakışın önündeki perde |
| 44 | teşakkaku'l-ardu anhum | an | Bedenin üzerindeki toprak |
Kur'an bu hızı başka yerlerde de kaydeder: "Kabirlerinden koşarak çıkarlar" (Meâric 70/43 benzeri ifadeler). Meâric bahsinde o sahne işlendi.
حَشْر — kök ح-ش-ر. Bir yere toplamak, sürüp bir araya getirmek. Kökün somut anlamında dağınık olanın bir araya sürülmesi var.
يَسِير — kök ي-س-ر. Kolay olmak. Yüsr — kolaylık; meysere — genişlik, imkân; yesâr — sol el (Arapçada daha az kullanılan el).
| Ayet | İfade | Ne diyor |
|---|---|---|
| 15 | e-fe-ayînâ | Âciz mi kaldık? |
| 38 | mâ messenâ min lüğûb | Yorgunluk dokunmadı |
| 44 | haşrun aleynâ yesîr | Bize kolay |
Ve bir kayıt gerekiyor — on beşinci ayette de düşülmüştü: Allah hakkında "kolay" ve "zor" ayrımı yapılmaz. Bu ifadeler muhatabın ölçüsüyle konuşur. Rûm 30/27'deki "bu O'nun için daha kolaydır" ifadesi için düşülen kayıt burada da geçerlidir.
Ve dizimde takdîm var: aleynâ (bize) öne alınmış. Yani kolaylığın kime göre olduğu vurgulanıyor: size değil, bize.