يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ ۖ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ
"Allah'ın elçileri toplayacağı gün şöyle diyecek: 'Size ne cevap verildi?' Diyecekler ki: 'Bizim bilgimiz yok. Gaybları bilen ancak sensin.'"
Ve bu cümle, sûrenin son sayfasında bir kez daha aynen tekrarlanacak: 5/116'nın kapanışı da inneke ente allâmü'l-ğuyûbtur.
| 5/109 | Elçilerin cevabı: lâ ilme lenâ · inneke ente allâmü'l-ğuyûb |
|---|---|
| 5/116 | Îsâ'nın cevabı: ve lâ a'lemü mâ fî nefsik · inneke ente allâmü'l-ğuyûb |
Yedi ayet arayla aynı cümle iki kez. Bu tekrar metinden doğrulanabilir ve son bölümü bir çerçeve içine alıyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûrenin son bölümü, bilginin sınırını kabul eden iki cümle arasında duruyor. Ve arada anlatılan her şey — mucizeler, sofra, hesap — bu iki cümlenin içindedir.
| Fiil | Kayıt |
|---|---|
| Tahluku mine't-tîni ke-hey'eti't-tayr | Bi-iznî |
| Fe-tenfuhu fîhâ fe-tekûnu tayran | Bi-iznî |
| Ve tübriü'l-ekmehe ve'l-ebrasa | Bi-iznî |
| Ve iz tuhricü'l-mevtâ | Bi-iznî |
Dört fiil, dört kayıt — ve ayrıca iz eyyedtüke bi-rûhi'l-kudüs, iz allemtüke'l-kitâbe ve'l-hikme, iz kefeftü benî İsrâîle ank fiillerinin öznesi doğrudan birinci tekil şahıstır.
Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum ve dayanağı tekrarın kendisidir: ayet, mucizeleri sayarken her defasında kaynağını araya sokuyor. Yani liste, bir yetki devri değil, bir nimet sayımıdır.
Ve bu, altı ayet sonra gelecek sorunun (5/116) zeminini metin içinde hazırlıyor.
Ekmeh (ك-م-ه): doğuştan kör; ebras (ب-ر-ص): deri hastalığı. İkisi de Âl-i İmrân 3/49'da işlendi; oraya dayanıyorum.