وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ … فَمَا ٱخْتَلَفُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ
"İsrâiloğullarına kitabı, hükmü ve peygamberliği verdik… Ayrılığa ancak, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden düştüler."
Bu ifade dizinde daha önce iki yerde işlendi: Bakara 2/213 ve 2/253. Her üçünde de aynı şey söyleniyor: ihtilaf, delilin eksikliğinden değil, geldikten sonra çıkıyor.
| Yer | İfade |
|---|---|
| Bakara 2/213 | Min ba'di mâ câethümü'l-beyyinât — bağyan beynehüm |
| Bakara 2/253 | Min ba'di mâ câethümü'l-beyyinât |
| Câsiye 45/17 | Min ba'di mâ câehümü'l-ilm — bağyan beynehüm |
Fark tek kelimede: Bakara'da beyyinât (apaçık deliller), burada ilm (bilgi). Bu, sûrenin bilgi eksenine uygun bir seçimdir ve metinden doğrulanabilir.
شَرِيعَة — kök ش-ر-ع. Dilcilerin kaydettiği somut anlam kaydedilmeye değer: şerîa, bir ırmağa ya da su kaynağına inilen yol, suya varılan ağızdır. Şâri' — açık yol.
Kelimenin bu resmi taşıması, kavramın kendisini de tarif eder: bir düzenlemeler toplamından önce, bir yere varmak için açılmış yol. Ve vardığı yer suyla, yani hayatla anılıyor.
Karşıtlık kaydedilmeli: şerîa / ehvâ. Biri açılmış yol, öteki eğilim. Ve ikinci grubun sıfatı lâ ya'lemûn — bilmeyenler. Sûre, ölçüyü yine bilgiye bağlıyor.
هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ — basâir, basîretin çoğulu: görüş, iç görü. Kitap, "kurallar" diye değil, "görme araçları" diye adlandırılıyor.