هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ · ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ
Hel yenzurûne ille's-sâate en te'tiyehüm bağteten ve hüm lâ yeş'urûn · El-ehıllâü yevmeizin ba'duhüm li-ba'dın adüvvün ille'l-müttekīn
"Onlar, farkında değillerken ansızın gelecek olan Saat'ten başka bir şey mi bekliyorlar? O gün dostlar birbirine düşmandır — sakınanlar hariç."
| Kayıt | Ne bildiriyor |
|---|---|
| Bağteten | Olayın biçimi — ansızın |
| Ve hüm lâ yeş'urûn | Kişilerin durumu — farkında değil |
İkisi aynı şeyi söylemiyor: bir şey ansızın gelebilir ama kişi tetikte olabilir. Ayet ikisini de kapatıyor.
ش-ع-ر kökü: ince bir şeyin farkına varmak; şa'r — kıl. Dilciler bağı şöyle kurar: şuûr, kıl kadar ince bir şeyi sezmektir. Şâir de aynı köktendir — ince olanı fark eden.
Kökün somut anlamı: aralık, boşluk, delik. Halel — ara, boşluk, kusur (Türkçede "halel gelmek"). Hilâl — iki şey arasındaki aralık.
| İzah | Bağ |
|---|---|
| 1 | Dostluk, kişinin içindeki boşluklara girer; sevgi kalbin aralıklarına işler |
| 2 | Halle — ihtiyaç, yoksunluk; dost, ihtiyacını açtığın kişidir |
Ve kelimenin resmi kaydedilmeye değer: halîl, kökün resminde aralara giren kişidir. Yani dostluk, mesafenin kapanması olarak adlandırılmış.
Ahkāf 46/6'da benzeri işlenmişti: ve izâ huşira'n-nâsü kânû lehüm a'dâen ve kânû bi-ibâdetihim kâfirîn — "insanlar toplandığında, onlara düşman olurlar ve onların kendilerine tapmasını inkâr ederler."
Orada kaydedilen tespit şuydu: "ve sonunda ilişki yalnız kopmuyor, tersine dönüyor… burada kaydedilecek olan, sûrenin daha ilk sayfada 'dayanak sandığın şey' fikrini işlemeye başlamasıdır."
| Ahkāf 46/6 | Zuhruf 43/67 | |
|---|---|---|
| Taraflar | İnsan ve taptığı | İnsan ve dostu |
| İlişkinin türü | İbadet — dikey | Dostluk — yatay |
| Ne oluyor | Düşmanlık + tanımama | Düşmanlık |
| İstisna var mı | Yok | Var: ille'l-müttekīn |
Birincisi, ilişkinin türü. Ahkāf'ta kopan şey bir tapınma ilişkisiydi — zaten karşılıksız olduğu ayetin kendisinde söylenmişti (ve hüm an duâihim ğâfilûn). Zuhruf'ta kopan şey karşılıklı bir ilişkidir. Dostluk iki taraflıdır.
Ve istisnanın konması, cümlenin ne dediğini değiştiriyor: ayet "dostluk boştur" demiyor. "Bir tür dostluk o gün ayakta kalmaz" diyor — ve kalanın hangisi olduğunu söylüyor.
Dostluk da bir ölçüdür. Kimin kiminle olduğu, dünyada bir konum belirtir. Otuz birinci ayetteki itiraz da bir konum itirazıydı, elli ikinci ayetteki Fir'avn da bir konum sayıyordu.
Altmış yedinci ayet, o günün geldiğinde bu konumların ne olacağını söylüyor: ilişkiler yönünü değiştiriyor.
| Ayet | İfade | Ne kalıyor |
|---|---|---|
| 35 | ve'l-âhiratü inde rabbike li'l-muttekīn | Âhiret |
| 67 | ba'duhüm li-ba'dın adüvvün ille'l-müttekīn | Dostluk |