وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ
| Okuma | Terkip | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Mef'ûle izafet — "ona yapılan zulüm" | "Kendisine zulmedildikten sonra" |
| 2 | Fâile izafet — "zalimin zulmü" | "Zalimin zulmünden sonra" |
İki okuma da aynı sonuca varıyor: hakkını alan kişi, önce haksızlığa uğramıştır. Tercih dayatmıyorum.
Sebîl — yol. Ve Arapçada "aleyhi sebîl" deyimi "aleyhine bir yol, bir dava, bir sorumluluk" anlamına gelir. Yani cümle: onlara karşı bir işlem, bir kınama, bir suçlama yoktur.
Kendi okumam olarak kaydediyorum: kırkıncı ayet affı övdükten hemen sonra, kırk birinci ayet af etmeyeni savunuyor. Bu sıralama önemlidir: eğer af övülüp orada bırakılsaydı, hakkını alan kişi dolaylı olarak kınanmış olurdu. Ayet o kapıyı kapatıyor.
| Ayet | Cümle | Kim hakkında |
|---|---|---|
| 41 | mâ aleyhim min sebîl | Hakkını alan — aleyhine yol yok |
| 42 | inneme's-sebîlü alâ'llezîne yazlimûn | Zalim — aleyhine yol var |
| 44 | hel ilâ meraddin min sebîl | Azabı gören — dönüş yolu var mı |
| 46 | fe-mâ lehû min sebîl | Sapan — yol yok |
Kırk bir ve kırk ikinci ayetler doğrudan karşıtlık kuruyor: aynı kelime, art arda iki ayette, iki zıt tarafa. Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur.