Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şûrâ 26. ayet

Kur'an · 42. sûre: Şûrâ · 26. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

42/26

وَيَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ ۚ وَٱلْكَٰفِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ

Ve yestecîbü'llezîne âmenû ve amilü's-sâlihâti ve yezîduhum min fadlih; ve'l-kâfirûne lehum azâbün şedîd

"İman edip iyi işler yapanların çağrısına karşılık verir ve onlara lütfundan fazlasını verir. Kâfirlere gelince, onlar için çetin bir azap vardır."

يَسْتَجِيبُ — kök ج-و-ب

Kök Fecr'de işlendi (câbû's-sahra bi'l-vâd — "vadide kayaları oydular"). Oradaki kayıt: kökün somut anlamı yarmak, delip geçmektir.

Ve icâbe (cevap verme) anlamı buradan türemiştir ve geçiş öğreticidir: cevap, sorunun ya da çağrının açtığı boşluğu doldurmak, aradaki mesafeyi delip geçmektir. Yani "cevap" kelimesi Arapçada bir ulaşma fiilidir.

Kök bu sûrede dört kez geçiyor ve dördü de sûrenin omurgasında duruyor:

AyetKelimeKim cevap veriyorKime
16üstücîbe lehû(meçhul)Çağrıya
26yestecîbü'llezîne âmenûAllahİman edenlere
38estecâbû li-rabbihimİman edenlerRablerine
47istecîbû li-rabbikümEmir — muhatabaRablerine

Dizim şu düzeni kuruyor: önce çağrının kabul edildiği bildiriliyor (16), sonra Allah'ın cevap verdiği (26), sonra kulların cevap verdiği (38), en sonda cevap vermek emrediliyor (47).

Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur.

Bir gramer ihtilafı

Yestecîb fiilinin ellezîne âmenû'yu nasıl aldığı üzerinde iki okuma vardır:

OkumaNasılAnlam
1Ellezîne mef'ûl (nesne) — fiil geçişli"Allah iman edenlere karşılık verir"
2Ellezîne fâil (özne)"İman edenler O'na cevap verir"

Birinci okuma yaygın olanıdır ve cümlenin devamıyla uyumludur: ve yezîduhum min fadlih — "onlara artırır"; buradaki fâil açıkça Allah'tır. Yani ikinci cümlenin fâili birinci cümlenin de fâili olmalıdır.

Bu gerekçeyi kaydediyorum ama tercih dayatmıyorum; ikinci okuma da nakledilir.

وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِ

Yirminci ve yirmi üçüncü ayetlerdeki nezid burada üçüncü kez geliyor — ve bu kez fadl kelimesiyle birlikte.

Yirmi ikinci ayette el-fadlü'l-kebîr geçmişti; kök ف-ض-ل: fazlalık, artan. Yani cümlede iki artırma kelimesi üst üste: yezîduhum + min fadlihî.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: "fazlasından fazla verir". Aynı fikir iki kelimeyle pekiştirilmiş.


Şûrâ sûresinin tamamı