يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ ۗ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
Yesta'cilü bihe'llezîne lâ yü'minûne bihâ; ve'llezîne âmenû müşfikûne minhâ ve ya'lemûne ennehe'l-hakk; elâ inne'llezîne yümârûne fi's-sâati le-fî dalâlin baîd
"Ona inanmayanlar onu çabuklaştırmak isterler. İnananlar ise ondan çekinirler ve onun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki, o saat hakkında tartışıp duranlar uzak bir sapkınlık içindedir."
| İnanmayanlar | İnananlar | |
|---|---|---|
| Fiil | Yesta'cilûn — acele istiyorlar | Müşfikûn — çekiniyorlar |
| Bilgi durumu | Lâ yü'minûne bihâ | Ya'lemûne ennehe'l-hakk |
| Neden böyle | Olmayacağını düşündükleri için | Olacağını bildikleri için |
İSTİ'CÂL — kök ع-ج-ل, X. bâb: bir şeyin acele gelmesini istemek. Acele, kökün asıl anlamıyla vaktinden önce istemektir.
Ve mantık açıktır: bir şeyin acele gelmesini istemek, onu ciddiye almamanın işaretidir. Kişi gerçekten geleceğine inandığı bir hesabın çabuk gelmesini istemez.
Kök Tûr, Meâric ve İnşikâk'de işlendi. Oradaki tarif: şefak, gündüz ile gece arasındaki ara ışık; ve işfâk, korku ile umut arasında duran kaygı — saf korku değil.
Ve dilcilerin kaydettiği ayrım şudur: havf uzaklaştırır, işfâk ise ilgiyi sürdürür. İnsan sevdiği bir şey için de müşfik olur — nitekim Türkçedeki "şefkat" aynı köktendir.
| Ayet | Kim | Neden çekiniyor |
|---|---|---|
| 18 | ellezîne âmenû | Saatten — çünkü hak olduğunu biliyorlar |
| 22 | ez-zâlimîn | Mâ kesebû — kendi kazandıklarından |
Ve fark kaydedilmelidir: müminler gelecek olandan, zalimler yaptıklarından çekiniyor. Birinin kaygısı önündedir, ötekinin arkasında.
Mirâ — tartışmak, çekişmek. Dilciler kökün asıl anlamını sağmak (mera'd-darra — memeyi sağdı) olarak verir ve geçişi şöyle açıklar: tartışan kişi, karşısındakinden söz çekip çıkarmaya çalışır.
Kök Kamer'de işlendi (fe-temârav bi'n-nüzür) ve orada kaydedilen okuma şuydu: temârî, "tartışmaya açarak etkisiz kılmak"tır.
Buradaki kullanım aynı işi görüyor: saat hakkında tartışmak, saati bir tartışma konusuna çevirmektir — ve bir şey tartışma konusuna çevrildiğinde, hakkında karar verilmesi süresiz ertelenebilir.
Dalâlin baîd — "uzak bir sapkınlık". Baîd sıfatı, sapmanın derecesini değil mesafesini bildiriyor: yoldan ne kadar uzaklaşıldığını.