Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şûrâ 18. ayet

Kur'an · 42. sûre: Şûrâ · 18. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

42/18

يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ ۗ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

Yesta'cilü bihe'llezîne lâ yü'minûne bihâ; ve'llezîne âmenû müşfikûne minhâ ve ya'lemûne ennehe'l-hakk; elâ inne'llezîne yümârûne fi's-sâati le-fî dalâlin baîd

"Ona inanmayanlar onu çabuklaştırmak isterler. İnananlar ise ondan çekinirler ve onun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki, o saat hakkında tartışıp duranlar uzak bir sapkınlık içindedir."

İki tavır, tek konu

Ayet iki grubu, aynı şey karşısındaki tepkileriyle ayırıyor:

İnanmayanlarİnananlar
FiilYesta'cilûnacele istiyorlarMüşfikûnçekiniyorlar
Bilgi durumuLâ yü'minûne bihâYa'lemûne ennehe'l-hakk
Neden böyleOlmayacağını düşündükleri içinOlacağını bildikleri için

İSTİ'CÂL — kök ع-ج-ل, X. bâb: bir şeyin acele gelmesini istemek. Acele, kökün asıl anlamıyla vaktinden önce istemektir.

Ve mantık açıktır: bir şeyin acele gelmesini istemek, onu ciddiye almamanın işaretidir. Kişi gerçekten geleceğine inandığı bir hesabın çabuk gelmesini istemez.

مُشْفِقُون — kök ش-ف-ق

Kök Tûr, Meâric ve İnşikâk'de işlendi. Oradaki tarif: şefak, gündüz ile gece arasındaki ara ışık; ve işfâk, korku ile umut arasında duran kaygı — saf korku değil.

Ve dilcilerin kaydettiği ayrım şudur: havf uzaklaştırır, işfâk ise ilgiyi sürdürür. İnsan sevdiği bir şey için de müşfik olur — nitekim Türkçedeki "şefkat" aynı köktendir.

Bu, kelimenin buradaki işini açıklıyor: müminlerin hâli kaçış değil, dikkattir.

Ve kök sûrede bir kez daha geçiyor — dört ayet sonra, ama bu kez başka bir grup için:

AyetKimNeden çekiniyor
18ellezîne âmenûSaatten — çünkü hak olduğunu biliyorlar
22ez-zâlimînMâ kesebû — kendi kazandıklarından

Aynı kelime, iki ayrı grup, iki ayrı sebep. Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur.

Ve fark kaydedilmelidir: müminler gelecek olandan, zalimler yaptıklarından çekiniyor. Birinin kaygısı önündedir, ötekinin arkasında.

يُمَارُون — kök م-ر-ي

Mirâ — tartışmak, çekişmek. Dilciler kökün asıl anlamını sağmak (mera'd-darra — memeyi sağdı) olarak verir ve geçişi şöyle açıklar: tartışan kişi, karşısındakinden söz çekip çıkarmaya çalışır.

Kök Kamer'de işlendi (fe-temârav bi'n-nüzür) ve orada kaydedilen okuma şuydu: temârî, "tartışmaya açarak etkisiz kılmak"tır.

Buradaki kullanım aynı işi görüyor: saat hakkında tartışmak, saati bir tartışma konusuna çevirmektir — ve bir şey tartışma konusuna çevrildiğinde, hakkında karar verilmesi süresiz ertelenebilir.

Dalâlin baîd — "uzak bir sapkınlık". Baîd sıfatı, sapmanın derecesini değil mesafesini bildiriyor: yoldan ne kadar uzaklaşıldığını.


Şûrâ sûresinin tamamı